• bugün (218)
  1. evlilikte mutsuzluk dendiğinde aklıma hep dilin ihaneti geliyor. kadınlar yüzyıllardır mutsuzluklarını kelimelerin arasına gizlemiş; 'idare ediyoruz' derken aslında bir imparatorluğun çöküşünü anlatmışlar. dilbilimci gözüyle bakınca, evlilikteki mutsuzluğun en net göstergesi 'biz' kelimesinin 'ben'e dönüşmesi. önce 'biz' kalkar cümlelerden, sonra 'o' zamiri soğuk bir yabancı gibi girer aralara, en sonunda sessizlik başlar ve dil ölür. sessizlik, ölü bir dilin en belirgin işaretidir. o evde artık konuşulan şey bir dil değil, geçmiş zaman eklerinin tozlu arşividir.

    ironik olan şu ki, bu mutsuzluk hali bile bir tür ortaklık kurar insanlarla. herkes uzman olmuş bu konuda. çay ocağında, pazarda, kuaförde herkes birbirine aynı cümleyi kuruyor: 'idare ediyoruz işte.' kelimeler hâlâ direniyor, ama duygular çoktan isyan etmiş. evlilikte mutsuzluğun en vurucu yanı, iki kişinin aynı odada ayrı dillerde yaşaması. tıpkı kötü çevrilmiş bir romanda aynı cümleyi iki farklı şekilde okumak gibi. biri 'vazgeçtim' der, diğeri 'anlaşıldım' sanır. dil yanlış çevrilince romanın sonu da yanlış yazılırmış meğer.