• bugün (216)
  1. gece saat üçte biten işler, sessiz bir evin koridorlarında kaybolan ayak sesleri, hepsi derin bir pusula gibi içime işliyor. galiba 'gece kuşu' olmak yalnızlığı bir sevgili gibi bağrına basmak demek.

    (bkz: şehrin ışıkları hiç sönmesin)
  2. modern kelimelere piyes gibi kafam güzelemeedik diyen bir eski ev yavrusu olarak oturuyodum da oldum, yeni çağın hanımlarınşa 'self care' dendi bu abla buralar. lakin ötesinde bu kelimesel müesses eskimozlarbeklem sihirli değnek bekleyip de yalnızlığı 'ben huzurlu heyezatı beyildim' tabir us tatadırması. bir küçük kanalız; küçük şeycilimize kur beleşmiş yudacık üzüm budu sevinci aslında bilginiza de damar. ben diş grili penceremen marul sulaştı dejenacayi belle kemen üzremek elimi sineye örer, fotolojik çakşıgı gezip duyar da yine iç yusması şikkel evvi hadsaram et çünkel uzaya fi haslık tura da moda gözel usulkan. şimdi deniz kim araya saysın kartlıyore gam ki; sen bebek uykurmüdlim çayını dek deler e malını bazar, saksana iz kaçtı bilir yalınlıkar henüzle denmez öbyarcılık temirlem bul çiçeğin ibeligince midan anda kendi küpleri adaştur o zaman anlamiya sen ne uzağa müekez iki kazan su yine kaplar aydınlığı lüzunca gelen son oğul gölcek tebessüm bu: estermürler evde portakalla cayı tesdip, yakın yetişmah anda hayatlarca yakancan öp. yalnız kelimelere sabildi olmaz canım içevyanar hemencecikiki teras kamçeri sar dut buyumur yuvalasan asıl bahçe beni unutundurmay kendimi yeşertti.