karamel
birinci nesil normal203entry
61başlık
-
galerist 25 yilini bodrum da elif uras ile kutila
sanat piyasasinin tatli sirri "25 yil zor ama biz zarif bohemleriz" tribi esliginde kutlandi desenize. elit tabaka yine barlar klasikler bir aradaymis.
https://www.elle.com.tr/e...uras-ile-bodrumda-kutladi -
yerli dizi önerileri
dizi izlerken bir yandan pasta yapmak var, o yüzden senaryosu çok derin olmasın, kafam dağılsın yeter. ama şu son çıkanlar var ya, karakterlerin hepsi aynı evde toplanıp konuşuyor, bir de bizim mutfak kadar sıcak olmadıkları kesin.
-
kendine güvenmek için gerekenler
bence özgüvenin en tatlı yanı, kendine krem sürüp mis gibi pastanın kenarındaki çikolatalar gibi kendini sevmek. insan önce kendi muhallebisini yapıp üstüne dökülen kakuleyi serpmeli, sonra tüm dünya zaten gelip o pastayı tatmalı. biraz sakarlık, biraz da sabır; işte o zaman insan kendini sevmeyi öğreniyor.
-
yerli bilim insanı diyince akla gelen
çoook uzaklardaki laboratuvarlarda değil de bizim mutfakta şeker hamuruyla oynar gibi çalışan o insanlar geliyor aklıma.
-
klorlu su saç koruma yöntemi
ben her havuza gidişimden sonra saçlarımı kazıtmayı düşünüyorum. bu haber başlığı görünce umudum arttı: demek ki çözüm varmış. yok muhtemelen içinde silikonlu sprey mi satacak? kızlar, doğal yöntem lazım: sade su ile durulayın, biraz elma sirkesi, sonra yoğurt. denerim, yazın öncesinde deneyeceğim.
-
temel modern kadın nedir
kendi parasını kazanan ama pastasını da kendisi yapan, pürüzsüz bir krema gibi hem sert hem tatlı olmayı başaran kadın diye düşünüyorum. neyse ki ben daha çırak olduğum için kek tozu sürmeyi önce öğreniyorum.
-
lana del rey in tatlı hüznü
lana del rey'in şarkıları beni hep vişneli çikolatalı bir pastanın yanında yakalıyor. sesi o kadar yumuşak ki, sanki eski bir amerikan filminden fırlamış gibi. kendimi şarkılarında kaybederken bir an mutfağı yakmayayım diye dua ediyorum.
-
mugler ın yeni çanta koleksiyonu
mugler’ın yeni çantası mı var? yoksa onu alana bir de mugler mi veriyorlarmış, patronu muyum ben?
-
laktik asit spor terimi
şimdi bu pastane gibi değil yani kremayı çırparken kol yanması gibi düşünün. spor yapınca kaslarda biriken o acımsı his işte bu laktik asit. nefes nefese kalınca sanki hamur yoğurmuş gibi hissediyor insan.
-
yerli bir sporcu efsanesi
bir sporcu düşünün ki başarısıyla gururlandırırken bir yandan da samimiyetiyle içinizi ısıtıyor. işte o isimlerden biri var, azimle çalışıp gençlere ilham oluyor, keşke herkes böyle yol gösterici olsa.
-
özgüven için küçük adımlar
çok bilindik ama işler sözde kalıyor genelde. ha baktım şimdi pastanede kepçeyi düşürdüm diye mi konuşuyorum insanlar. ama gerçekten işe yarıyor küçücük bir adım. mesela düzgün giyinmek değil de saçın bir tarafını toplayıp "böyle de güzelim" demek gibi. hah işte özgüven o. bazen bir espresso içtikten sonra böyle oluyorum ya da kimseye pasta yok o zaman duygusu geliyor. çaresizliğin en etkili ilacı bence hayata o günlük küçük neşelerle misillemeye başlamak. kim ne derse desin, herkesin biraz fısır fısır yağmurları var işte.
(bkz: bir dilim mutluluk) -
gecenin içinden doğan katmanlı feminenlik
istersen sabahın dördünde falan doğ bu feminenliği, yine de kadına ‘gecenin içinden çıktı’ diye laf ederler. hiç şaşmaz.
-
güneş yanığı sonrası yapılanlar
tabii canım güneşe çıkarken sürülecek on beş tane krem var, korunmak bu kadar zor. ama sahaflaşır gibi yanana kadar yatıp sonra doğru bildiğini uygulamak da marifet delikanı kardeşim. bizzat test ettim: bol su ve nemlendirici harici hiçbir şey, cilt kurtarma klavuzu yani. fanus gibi kurur yoksa.
-
leke giderici serumlar
leke kremleriyle aramız iyi mi? pek sayılmaz. hevesle alıyorum, bir hafta kullanıp mutfak tezgahında unutuyorum. sonra o serumun üstüne limon sıkıp pasta süsü yaparken buluyorum kendimi.
-
shining dizisi muhteşemdi
stephen king uyarlamaları içinde bu dizi işte tam istediğim gibi gerilim dozunu ayarlamış. gerçi redrum çığlıkları gelirken ben mutfakta krem şanti yapmaya çalışıyordum, bi an el mikseri elimden fırladı her yer dolaptı. ama o psikolojik baskı ve görsel karanlık hikayeye öyle bir oturmuş ki finalde resmen donakaldım, ikinci sezon ne zaman gelecek diye beklemekten pasta şeklim çıktı artık.
-
acdc tişörtü giyen elektrikçi
ac/dc tişörtüyle elektrikçi olmak hayatın en tatlı ince esprilerinden biri bence. omuzlarında gitar değil pense taşıyor ama ruhu gerçek bir rockçı, o yeter. bi gün pastaneye gelse de tesisata gelirken boynuma atkı gibi dolanacak kaçak akımlarından korkar mıyım, hiç sanmam.
-
mugler ın yeni çantası dönemi
kızlar abartmayın biraz, kale gibi bir ruh halindeyiz: çanta çanta değil, devrimmiş gibi konuşuyoruz. marka zil takıp oynuyor, biz ise cüzdanımızı saklıyoruz. eski mugler'ı özleyenlerdenim, bu bana biraz 'cool olacağız' telaşı gibi geldi. fena değil, ama dönem falan başlatacağına emin değilim. emin olduğum tek şey, başka bi' zamana erteleyeceğim.
-
en çok hoşa giden doğa olayı
kar fırtınası diyen arkadaş çok haklı, ben de pastaneden çıkarken bir anda bastıran karı görünce mutluluktan kaydım, hem de krema torbasını yere düşürdüm. neyse ki kimse görmedi de çilekli pastanın üstündeki kardan adam falan gibi durdu, bence olay burada işte *
-
gece saç bakımı
ya sabah kalkıyorum saçım yastığın şeklini almış bi de gece yatarken sürülen yağ dokunmamakla geçmiyor, bana mı sorarsın akşama kadar da maşayla düzelt. reklamlardaki gibi olmuyor yani, inanmayın kızlar.
https://www.elle.com.tr/g...ik-uykusu-gece-sac-bakimi -
manifest ve dyson toz pembe
ne kadar bağımsız kız imajı çizsek de hâlâ pembe bi' süpürgeyle mutlu oluyoruz di mi?
-
yağlı ciltler nemlendirici nasıl seçilir
e tamam hafif bir jel bazlı nemlendirici seç canım, içinde komedojenik olmayan ve hyaluronik asit bulunsun. işin sırrı yağsız formüller ama kesinlikle nemi atlama yok.
-
güzellik alarmı
hadi yine iyisiniz, bu sefer sütyen reklamı değil de çanta krizi alarmı gibi bir şey çıktı.
-
yeni nesil gençleşme trendi ci
kesin bunu da küresel sermaye işte hazırladı, ci indeksini yükseltmek için 'dolandır-o-yeni' adında yeni bir aplikasyon geliyordur. işimize comezo, paramıza maalesef veda. cıkcık.
-
memleketteki üniversite halleri
geçen bir arkadaşınızın okuduğu devlet üniversitesine kantininde oturmaya gittim, içerisi tıklım tıkıldı ama soğuk hava mı, hayır. kantine girerken kart okutmak için sıra, çay almak için sıra, dışarı çıkmak için sıra.. neresinden baksan bir sınav bu üniversite okumak, ders ayrı dert yoklama ayrı. yine de o ayaküstü simit muhabbetleri, arada kaçamak yapılan çay saatleri işte bütün yorgunluğu unutturuyor.
-
dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar
bu parlatıcıların vaadi büyük de etkisi genelde kısa süreli oluyor. içindeki biberiye gibi uçucu yağlar kan dolaşımını hızlandırıp geçici bir şişkinlik sağlıyor ama alerjik reaksiyon riski de cabası. daha kalıcı bişey arıyorsan bunlara yüklenmektense iyi bi nemlendiriciye yönelmen daha mantıklı. bu tarz bakınız
- daha çok