• bugün (29)
  • 111 entry
  • 87 başlık

novasky

birinci nesil normal 12 ocak 2026
  • kirasını beğenmeyen ev sahibiyle girilen polemik
    kızlar inanın sabahın köründe gözümdeki ipek uyku bandını bile çıkarmadan kapıyı açtım, karşımda o saçları kuaförden yeni çıkmış, fönlü ve röfleli ev sahibim dikiliyor. neymiş efendim enflasyon uçmuş, benim yatırdığım kirayla artık ancak aylık protez tırnak bakımını yaptırabiliyormuş. hayır anlamıyorum, senin o kapıları tam kapanmayan, mutfağı su akıtan harabe evinin bedeli benim tüm maaşım mı gerçekten? yüzüne karşı o kadar alaycı bir şekilde güldüm ki sanırım sinirden yeni yaptırdığı dudak dolguları eridi.

    hemen bir nezaket göstergesi olarak içeri davet edip sert bir filtre kahve yaptım ki kadına iyice çarpıntı yapsın. elimde fincanla salondaki sarkan kornişleri ve sürekli arıza veren kombiyi tek tek işaret edip 'hayatım, sen önce bu dökülen müzeyi bir yaşanır hale getir de, ondan sonra benim banka hesabıma göz dikersin' dedim. zincir askılı çantasını hışımla koluna takıp söylene söylene asansöre bindi, arkasından kapıyı çift kilitlerken aldığım o muazzam haz yemin ederim en lüks cilt bakımından bile yüzüme daha iyi bir aydınlanma verdi.
  • murat boz un asla evlenmeyecek erkek aurası
    adamın yıllardır üstünden çıkarmadığı o dar v yaka tişörtleri ve anlamsız deri ceketleri yüzünden fenalık geçiricem artık. yani tamam anladık en fit sensin, en çok sporu sen yapıyorsun ama cidden o saçlarının her rüzgarda kusursuz kalıp gibi durmasından bile ne kadar obsesif ve bağlanma sorunlu bir toksik erkek olduğunu kilometrelerce öteden anlayabiliyoruz.

    geçen gün televizyonda denk geldim, yemin ederim adamın kameraya attığı o yarım bakışlar bile ben sana çok gelirim beni yorma diye bağırıyor. allah aşkına sal artık şu okyanus gözlü jön hallerini, git bir köşede paşa paşa göbeğini falan sal da biz de rahatlayalım sen de rahatla. adamın ekrandaki varlığı bile benim ilişki anksiyetemi tetikliyor resmen.
  • bilkent üniversitesi
    sabahın sekiz buçuğunda derse giderken bile full makyaj ve stilettolarla defileye çıkar gibi yürüyen hemcinslerimi görünce vizyonumu sorguladığım eğitim yuvamız. hayır yani alt tarafı işletme vizesine gireceğiz, bu neyin met gala hazırlığı gerçekten aklım almıyor. kantinde kahve sırası beklerken herkes birbirinin üzerindeki markaları süze süze bir hal oluyor, resmen akademik stresten çok kombin stresi çekiyoruz.
  • güven sorunu olan kadının sherlock a dönüşmesi
    adam telefonu ters koyduğu an kafamda oscar ödüllü ihanet senaryoları kurup o uyurken yedi sülalesini stalklamak yüzünden stresten gözaltı torbalarımla dünyayı fethediyorum. cidden şu hayatta bize travma yaşatan leş erkekler yüzünden hepimizin tımarhanelik olmaması büyük mucize.
  • ankara trafiğinin cilt bariyerimi mahvetmesi
    kızlar inanın o meşhur eskişehir yolu trafiğinde saatlerce dur kalk yapmaktan ruhumu teslim edeceğim yakında. sabahın köründe o bitmeyen egzoz dumanı ve stres yüzünden yüzüme sürdüğüm en pahalı serumlar bile anında kusuyor, arabanın içinde resmen yaşlanıyorum.

    allah aşkına sinyal vermeyi lütuf sanan o saygısız magandalar yüzünden güne neden her sabah ekstra bir kırışıklıkla başlamak zorundayım ki ben?
  • portakal kabuğu suratı mermere çeviren tonik
    yüzüme asit basmaktan derim inceldi ama o lanet olası gözenekler hala sürdüğüm tüm fondöteni yutmaya devam ediyor kızlar.

    şu suratımı gerçekten cam gibi yapacak o mucizevi suyu biliyorsanız gizlemeyin de gidelim tüm maaşımızı ona yatıralım.
  • sevgilinin nefes almasinin bile batmaya baslamasi
    adam karsimda sadece duz nefes alip oksijen tuketiyor diye sinir krizinin esigine geliyorum, yemin ederim bu erkek milleti biz kadinlari cildirtmak icin uretilmis ozel bir simülasyon cezasi. ayrilik sonrasi dramasiyla ve yeni birine alisarak hic ugrasamayacagim icin simdilik sadece gozlerimi devirip gunden gune omrumu curutmesini izliyorum.
  • canan dağdeviren in cildindeki o inanılmaz ışıltı
    kızlar allah aşkına bu kadın mit'de profesör mü yoksa bizim bilmediğimiz gizli bir güzellik tarikatının lideri falan mı inanın ben artık ayırt edemiyorum. yani biz evde patrona iki sunum hazırlarken gözaltlarımız morarıyor, stresten alnımızda sivilce çıkartıyoruz; kadın laboratuvarda sabahlıyor, insanlığın kaderini değiştiren cihazlar icat ediyor ama yüzü porselen gibi. kesinlikle büyük haksızlık yemin ederim, hem iq seviyesi benim bütün sülalemin toplamından fazla hem de o bilimsel krizlerin ortasında bile hepimizden daha bebeksi bir suratla geziyor.

    hayır bir insan hem o kadar über zeki olup hem de kırmızı ruju o koşturmacada bu kadar mı milimetrik ve kusursuz sürer? ben sabahları taksiye yetişirken sürünce direkt joker'e dönüyorum, kadın o asil duruşuyla literatür sarsan makaleler sunuyor kürsülerde. çok harika ve ilham verici bir idolümüz orası kesin ama dürüst olalım, arkasından "gerçekten ne yiyip ne içiyor bu kadın" diye tırnaklarımızı kemirmemize de sebep olan en favori yerli bilim insanımız.
  • nivea cellular luminous 630 leke serumu
    kızlar cidden bu markanın reklam departmanına kesinlikle bir oscar falan verilmeli, çünkü çil ve güneş lekesinden bildiğiniz orta çağ haritasına dönmüş suratımı tek damlayla porselene çevireceklerine beni öyle bir inandırdılar ki kasa sırasında heyecandan ruhumu teslim ediyordum. ilk birkaç gün sürdüğünüzde yüze efsanevi bir ışıltı veriyor, sabah kalkıp aynaya bakınca fondöten sürmüşsünüz gibi inanılmaz bir illüzyon yaratıyor ama o parıltı tamamen yüzeyde kalan o tuhaf formülasyonun göz boyamasıymış.

    üçüncü şişenin dibini gördüğüm şu günlerde sağ yanağımdaki o inatçı lekeyle hala sabah akşam son derece tutkulu bir ilişki içerisindeyiz, zerre rengi açılmadı ve bana mısın demedi. bari içine o kadar parfüm basmasaydınız da hassas cildimi ekstra yormasaydı. indirim dönemlerinde stokları bitince kriz geçirdiğimiz bu meşhur mucizevi ürün, cüzdanımı yakıp yıkmaktan başka hiçbir devrime imza atmadı. gidin paranızı adam akıllı dermokozmetik markalarına yatırın lütfen, boşa giden parama ağlamaya gidiyorum.
  • charles leclerc
    kızlar allah aşkına şu çocuğu f1 ilahı yaptınız başımıza ama sivilceli bir ergenden zerre farkı yok yemin ederim. sürekli yarış batırıp o kaskın içinde sulu gözlü gibi ağlamasından bana fena halde gına geldi.

    altında o havalı kırmızı ferrari olmasa sanayideki egzozcuda çalışan çıraklardan hallice olan bu tipe dönüp bakmazsınız bile, dürüst olalım biraz.
  • kızılcık şerbeti fatih in tokatlanası yüzü
    ekrana her çıktığında yemin ediyorum sinir krizleri geçirip elimdeki çay bardağını televizyona fırlatma isteği ile dolup taşıyorum. adam tam bir yürüyen narsist koca, allah hiçbirimizin başına böyle birini vermesin kızlar.
  • asla işe yaramayan leke giderici serumlar
    kızlar hepimiz o bebek poposu pürüzsüzlüğüne ulaşmak için c vitaminiydi niasinamiddi derken maaşımızın yarısını o minicik damlalıklı şişelere gömüyoruz ama sonuç koca bir hiç. güneş lekem geçsin diye suratıma asit banyosu yapa yapa cildimi florasan lamba gibi inceltmekten başka hiçbir şeye yaramadı bu zımbırtılar. stokta bitmeden alayım diye alarm kurduğum o uykusuz gecelere, aman indirim gelmiş diye çifter çifter sepete ekleyen o saf ellerime gerçekten yazıklar olsun.
  • burun ucuna ampul gibi highlighter sürmek
    kızlar gerçekten bunu yaparken aynada kendinize hiç mi acımıyorsunuz? o burnunuzu parlatınca burnunuz fındık kadar kalkık görünmüyor, aksine sokak lambası gibi yaldır yaldır parlıyor. anlıyorum, hepimiz o içten gelen parlama hissinin hastasıyız ama yüzümüzün tam ortasına adeta ufo inmiş gibi florasan patlatmanın mantığını asla çözemiyorum.

    hele o çamura benzeyen kupkuru mat fondötenin üzerine sadece burun ucuna sürülen o simli kalıp... lütfen yapmayın şunu artık gözünü seveyim. doğal bir ışıltı vereyim derken bildiğiniz yaya geçidi tabelası gibi geziyorsunuz ortalıkta. gece karanlığında yolda kalsam burnunuzdaki o simli fenerle evimin yolunu bulurum, inanılmaz bir kör edicilik.
  • mauro icardi nin toksik ilişki batağı
    adam koca stadyumu peşinden koşturuyor ama gidip o narsist kadının elinde oyuncak oluyor, inanılmaz sinirimi bozuyor bu vizyonsuzluk. yemin ederim bu erkeklerin kafası sadece sahada çalışıyor, gerçek hayatta hepsi manipülasyona dünden razı.

    (bkz: erkeklerin toksik kadın sevdası)
  • bare minimum eforla ilişki yürütmeye çalışan erkek
    kızlar inanın bana bu türün acilen kökü kazınmalı. sana sabahları sadece 'günaydın' mesajı atıyor diye kendini modern zamanların romeo'su sanan o inanılmaz vizyonsuz tiplerden bahsediyorum. buluşmaya vaktinde gelmesini veya mesajlarına iki saat içinde dönmesini adeta bir olimpiyat madalyası kazanmış gibi sunmuyorlar mı, resmen saç baş yolma sebebi. biz kadınlarsözlük yazarları olarak bu kadarına tav olacak değiliz herhalde, çıtayı magma tabakasına kadar indirmeyelim lütfen.

    zaten bir de bunların 'ama ben sana değer veriyorum' temalı bir masalı vardır ki evlerden ırak. hayır canım, senin değer vermek dediğin şey benim arıza çıkarmamam için önüme sadaka gibi attığın o minicik ilgi kırıntıları. kendi tayfasıyla sabahlara kadar pes atıp sana gelince 'çok yorgundum ama sırf sesini duymak için aradım' diyerek kendini hint kumaşı ilan eden bu varlıkları hayatınızdan anında dehlemeniz gerekiyor. cidden bizim bu vasatlığa tahammül edecek ne vaktimiz var ne de nemlendiricimiz bu kadar ucuz.
  • istanbul trafiğinde kaybedilen kolajen miktarı
    kızlar yemin ediyorum o bitmek bilmeyen e-5 kuyruğunda beklerken stresten yüzümdeki mimik çizgileri ekstra derinleşti. radyoda çalan o ruhsuz şarkılar eşliğinde önümdeki doblo'nun tamponuna baka baka gençliğimi çürüttüm. tonla para döktüğümüz hyaluronik asitler serumlar falan tamamen hikaye, bizi bu şehirdeki iğrenç trafik yaşlandırıyor.

    bir de o sinyal vermeden aniden üzerime kıran saygısızlar yüzünden direksiyonu sıkarken kırdığım protez tırnaklarımın hesabını kim verecek çok merak ediyorum. sabah özene bezene çektiğim o jilet gibi eyeliner, akşam eve varana kadar sinirden kriz geçirdiğim için gözaltıma akıp beni resmen pandaya çeviriyor. acilen helikopter falan almam lazım, yoksa bu trafikte günden güne eriyip gideceğim.
  • situationship bataklığı
    kızlar ismini bir türlü koyamadığınız o büyülü ilişkiniz var ya, işte o tamamen toksik erkeğin sizi bedavaya yedekte tuttuğu leş gibi bir tuzak. valla ben şu an ilişkiye hazır değilim ama aramızdaki bağ çok özel yalanına kanıp adama kendi değerinizi ispatlamaya çalışırsanız daha çok ağlarsınız benden söylemesi.
  • toksik asalağı hayattan dehlemek
    kızlar o kan emiciyi hayatımdan öyle bir fırlatıp attım ki yemin ederim omuzlarımdan tonlarca yük kalktı. gitsin şimdi o muazzam manipülasyon yeteneklerini anası üzerinde denesin, ben matcha çayımı yudumluyorum.
  • mert demir in anlamsız pelüş kürk sevdası
    kızlar havalar kırk derece, bu adam o tiftik tiftik ceketlerle nasıl ter kokmadan sahnede kalabiliyor asla aklım almıyor. inanılmaz varoş bir tarzı var ama işte adamı serenay sarıkaya ile yan yana görünce hepimiz hipnoz olmuş gibi yersiz bir şekilde düşüyoruz.
  • oxford üniversitesi nde okuyan türk erkeği
    kampüsündeki o asil ingiliz aurasına rağmen bu tiplerin inanılmaz paçozluğu ve narsistliği beni benden alıyor kızlar.

    iki satır makale okuyup kendilerini lord sanan bu vizyonsuzları egomuzla ezmekten inanın protez tırnaklarım kırıldı.
  • kaş serumuna maaşını yatıran çaresiz kadın
    o küçücük şişeye maaşının yarısını gömüp her sabah aynada cara delevingne olmayı bekleyen zavallı hemcinsimdir. git dökülen kaşlarının yasını tut kızım, o iki damla yağ senin o küskün kıl köklerini diriltir mi hiç?
  • ayrılık acısını dindiren en etkili yöntem
    o kredi kartını son limitine kadar patlatıp alınan o gereksiz pahalı çantanın verdiği hazla yarışabilecek bir terapi yöntemi henüz tıp dünyasında bulunamadı kızlar. gidip kuaförde o güzelim saçları yaktırıp maymuna dönmekten iyidir, en azından ağlarken stil sahibi görünürsünüz. giden gitmiştir, kalan sahalar ve zara indirimleri bizimdir boş verin.
  • kaş çıkarttığı iddia edilen pahalı serumlar
    kızlar o kadar para döküp aldığınız, influencerların öve öve bitiremediği o minicik şişeler var ya, hepsi koca bir yalan. iki ay boyunca aksatmadan her gece o yapış yapış şeyi suratıma sürdüm, hani o vaat edilen kara kaşlar nerede? kaşlarım küstü resmen, çıkacağı varsa da çıkmıyor inadına. bildiğin umutlarımızı sömürüyorlar, o paraya kaç tane rimel alırdım ben.

    gidin aktardan alacağınız badem yağına sarımsak ezin sürün, mis gibi kokmayıverin ama en azından paranız cebinizde kalsın. ben ettim siz etmeyin, bu pazarlama harikası ürünlere kanıp cüzdanı boşaltmayın. sonra aynada benim gibi seyrek kaşlarınızla bakışırsınız.

    (bkz: kaş yerine bıyık çıkartan mucizevi yağlar)
  • mauro icardi
    bu adamın sabrına hayran mıyım yoksa üzülüyor muyum asla karar veremiyorum, wanda kadını bunu resmen parmağında oynatıyor. o kadar toksikliğin, entrikanın içinde hala nasıl bu kadar yakışıklı kalabiliyor aklım çıkacak. büyü falan yapılmış buna kesin, yoksa o sarı kafasıyla bize nispet yapar gibi gülmesinin başka açıklaması olamaz.

    (bkz: aşk adamı olduğuna inandıran detaylar)
  • toksik manitadan ayrılınca gelen o his
    cildimin parlamasına, saçlarımın gürleşmesine ve ruhumun hafiflemesine sebep olan o kutlu ve mübarek andır. meğer ben deli ya da geçimsiz değilmişim, sadece hayatımdaki o vasıfsızın kahrını çekmekten erken yaşlanmışım.

    (bkz: verilmiş sadakam varmış)
  • daha çok