• bugün (54)
/ 2  
  • 25 entry
  • 21 başlık

novasky

birinci nesil normal 12 ocak 2026
  • kaş yerine alında kıl çıkartan serum
    kaşlarım gürleşsin, şöyle havalı bakışlarım olsun diye dünyanın parasını döküp aldım ama sonuç tam bir hüsran kızlar. gece sürüp yatıyorum, sabah kalktığımda yastıkla boğuşurken ürün nereye bulaştıysa orada yeni bir medeniyet başlıyor resmen. kaşımın dökülen boşlukları hariç her yerde, şakağımda falan tüy çıktı.

    artık kaşlarımı tararken kendimi orman bakanlığına bağlı hissetmeye başladım. hani o fenomenlerin önerdiği mucizevi etki falan tamamen yalan, bildiğin alnımızın ortasını besliyor bu zıkkım.

    (bkz: kaş yapayım derken alında orman çıkarmak)
  • sebepsiz yere gelen her şeyi silip atma isteği
    regle 3 gün kala gelen o periler yüzünden saçımı süpürge edeceğime küt kestirmek çok daha mantıklı geliyor nedense.

    tüm çeyizimi yakıp küllerimden doğmama ramak kaldı kızlar tutmayın beni.
  • erkeğe hediye seçmenin işkenceye dönüşmesi
    vallahi artık fenalıklar bastı, hayır yani biz kadınlara alınabilecek milyon tane şey varken bu cinsin ihtiyaç listesi neden mağara adamı düzeyinde kalmış anlamıyorum. saat alsan beğenmez, parfüm alsan 'bu ne çiçek gibi kokuyor' der, kıyafet desen bedeni tutmaz rengi tutmaz surat büzer. teknolojik alet alayım desen zaten piyasa malum, bir oyun konsolu için kredi çekmek gerekiyor neredeyse.

    o yüzden en temizi yine kendisine değil de aslında bize hizmet edecek hediyelere yönelmek kızlar. ben geçen sefer mis gibi çift kişilik battaniye aldım, film izlerken ben üşümeyeyim diye üstüme örterken kullanıyor garibim, kendisi için aldığımı sanıyor hala. bence siz de böyle yapın, hem paranız cebinizde kalsın hem de dolaylı yoldan kendinizi şımartmış olun, ne gerek var elin oğlunu bu kadar düşünmeye.
  • anonim sohbet uygulamasında dert anlatma çilesi
    görümcemin yaptıklarını anlatıp rahatlayacağım diye giriyorum, herif daha selam demeden boydan foto istiyor.

    terapi niyetine girdiğimiz uygulamadan sinir hastası olup çıkıyoruz resmen.
  • ayrılık sonrası saç rengini değiştirmek
    kuaför koltuğunda ağlayarak dipleri sarıya boyatmak kalp ağrısını kesmese de cüzdanı hafiflettiği için odak noktanı mecburen değiştiriyor. o saçlar yanınca gelen pişmanlık hissi emin ol o herifin verdiği acıdan daha baskın.
  • la roche posay effaclar duo
    suratıma sürdüğüm an o sivilceleri kuruturken cildimi de sahra çölüne çevirmeyi başaran, resmen roaccutane etkisi yaratan o meşhur beyaz tüp. yanma hissine katlanıp sabah o pürüzsüzlüğü görünce insana dünyaları bağışlıyor ama kasaya gidip güncel fiyatını görünce kalbe inme inmesi riskini de göze almanız lazım. cildimle resmen toksik ilişki yaşıyoruz, hem nefret ediyorum hem de onsuz yapamıyorum.
  • yüzüne ne sürse kusan kızın nemlendirici dramı
    cildim zaten kendi yağ üretim tesisini kurmuş tıkır tıkır işliyor, üstüne bir de dışarıdan nem takviyesi yapınca ortalık savaş alanına dönüyor. o kozmetik reyonundaki süslü ablanın 'asla yağlandırmaz canım su bazlı bu, jel formül' diyerek itelediği dünyanın parası kremler yüzünden evdeki yastık kılıflarının yarısı şeffaflaştı resmen.

    hani mat bitişliydi bu? hani parlamayı kontrol altına alıyordu? sürdükten yarım saat sonra alnımdan yansıyan ışıkla hava trafiğini yönlendiriyorum haberi yok. üzerine tonla pudra boca etsem de nafile, günün sonunda yine o vıcık vıcık yapış yapış hisle baş başa kalıp hayatı sorguluyorum.
  • yale üniversitesi
    rory gilmore yüzünden lisede az ağlamadık buralara gideceğiz diye ama kampüsteki tiplerin o yıkanmamış saçlarını görünce bütün hevesim kursağımda kaldı. o kadar gotik mimarinin içinde insan bi fondöten sürer, bi kendine bakar be.
  • beauty blenderın içinden çıkan yaratık
    o süngeri kestiklerinde içindeki küf manzarasıyla karşılaşınca midem ağzıma geldi, resmen kendi ekosistemini kurmuş içeride o bakteriler. o kadar para döküp aldığınız fondötenleri böyle pislik yuvalarıyla yüzünüze sıvarken hiç mi içiniz sızlamıyor anlamıyorum. üşenmeyip yıkayın şunları, cildiniz harita metod defterine dönünce ağlamayın sonra.
  • nefes alışından şüphelenen kadın
    sütten ağzımız o kadar yandı ki artık yoğurdu bırak, dondurmayı bile fırına atıp yiyoruz maalesef. adam uyuyacağım dediğinde arkasından whatsapp çevrimiçi takibi yapmamız, o son görülme saatini beynimize kazımamız manyaklıktan değil tecrübeden. biraz da onlar korksun, rahat yok.

    (bkz: paranoyak değil tecrübeli olmak)
  • yağmurlu havada kilitlenen eskişehir yolu
    ay resmen gençliğim soldu şu an direksiyon başında, iki damla yağmur yağınca bütün ankara topluca araba sürmeyi unutup kaosa teslim oluyor. eve gidip cilt bakımı yapacaktım ama sanırım bu geceyi kornalar eşliğinde arabada ağlayarak geçireceğim. rimelim aktı sinirden gerçekten imdat ya, biri beni helikopterle alsın buradan.
  • kız isteme merasimi
    ay resmen odaya girip görücüye çıkarken dizlerimin titremesinden kahveyi dökücem diye ödüm kopmuştu, tam bir gerilim filmi sahnesi. tanımadığın adamların seni baştan aşağı süzmesi yetmezmiş gibi bir de tuzlu kahve şaklabanlığı yapıyoruz, hani nerde benim özgür birey duruşum? valla kızlar bu devirde hala çiçeği çikolatayı kapıp geleni eve alıyorsanız cidden pes yani, vizyonunuzu seveyim.
  • yok gibi duran nude ruj arayışı
    dünyanın parasını verip sonunda dudağımın kendi rengini yakalamak ve mac velvet teddy ile varoluşsal bir bütünleşme yaşamak kozmetik dünyasının bize attığı en büyük kazıktır.
    (bkz: erkeklerin doğal güzellik sanrısı)
  • highlighter bolluğundan c 3po ya dönüşmek
    kızlar yemin ederim glass skin trendine uyayım, ıslak makyajla ortalığı kasıp kavurayım derken başıma gelendir. o fırçayı elime aldığımda içime nurella kaçıyor sanki, duramıyorum. "ay elmacık kemiğime, ay burnumun ucuna da pıt pıt yapayım" derken bir bakmışsın caddede yürüyen fosforlu kedi gözü olmuşsun.

    manita date esnasında yüzün terlemiş peçeteyle sileyim mi dediği an o masayı terk etmemek için zor tuttum kendimi. elinin ayarı olmayan girmesin bu toplara, parlayacağız diye rezil oluyoruz.

    (bkz: rihanna olayım derken yağlı güreşçi olmak)
  • cildim bebek gibi olsun derken bariyeri yok etmek
    kızlar yalvarırım yapmayın, etmeyin. o instada gördüğünüz influencer ablaların 'yüzüme nur indi' diye pazarladığı asitleri, fırça darbeleriyle badana yapar gibi suratınıza boca ediyorsunuz, sonra da ağlayarak 'yüzüm alev aldı' diye entry giriyorsunuz. o cilt bariyeri dediğiniz şey, sizin ex aşkınızın sabrı değil ki zorladıkça açılsın; bir kere küstü mü toparlaması aylar sürüyor, sonra elinizde koca bir cicaplast tüpüyle gezersiniz ortalıkta.

    (bkz: retinol yanığı üzerine fondöten sürmek)
  • 700 liralık ruja 50 liralık muadil bulma hazzı
    ayol biz bu hayata kozmetik devlerine servet dökmeye mi geldik? hayır tabii ki. o meşhur high end markaların şık paketlemesine kanıp maaşı gömmektense, gidip indirim reyonlarını talan etmeyi, içerik listesi okumayı tercih ederim. formülasyonu inceledim, pigmentine baktım resmen aynı, hatta kalıcılığı bir tık daha iyi bile diyebilirim. bunu sürünce kendimi ekonomi profesörü gibi hissediyorum kızlar.

    hem bütçe dostu hem de dudakta bebek gibi duruyor, asla yapışma yapmıyor. o aradaki fiyat farkını cebe atıp üstüne buzlu kahve içince gelen o rahatlama hissi paha biçilemez. bu gidişle beni gratis'e fahri danışman yapacaklar, o derece ustalaştım.

    (bkz: muadil ürün bulma hastalığı)
  • narsist erkeği aşık etme sanatı
    ayol bu tipleri kendinize aşık edip ne yapacaksınız, love bombing evresinden sonra gelen o soğuk duş etkisiyle sinir hastası olduğunuzla kalırsınız benden söylemesi. terapist parasını bu adamlar ödemiyor hatırlatırım, kaçarak uzaklaşın bacım.
    (bkz: bile bile lades demek)
  • erkek arkadaştan hpv kapmak
    insan en çok korumasız olduğu yerden yara aldığında canı yanarmış. sevmek, birine kapılarını ardına kadar açmak demek o kapıdan içeri giren her şeyi, iyisiyle kötüsüyle kabul etmek demekmiş.ama bazen o kapıdan giren şey, sadece sevgi olmuyor beraberinde hiç beklemediğin, istemediğin ve taşımakta zorlandığın yükler de getiriyor.

    şu an hissettiğin o "keşke" dolu boşluğu anlıyorum. "keşke daha farklı olsaydı, keşke bu şekilde bir bağımız olmasaydı" diyorsun belki de.partnerine duyduğun o saf güvenin içine, şimdi bir tutam şüphe, bir tutam öfke ve bolca hayal kırıklığı karışmış durumda. kendini biraz yalnız, biraz da "hasar almış" hissediyor olabilirsin.
    ama şunu bilmelisin: bu virüs senin değerinden hiçbir şey eksiltmedi. ruhun hala aynı saflıkta, kalbin hala aynı derinlikte. bu sadece bedeninin yaşadığı bir misafirlik, senin kimliğinin bir parçası değil. yaşadığın bu hayal kırıklığı, senin sevme kabiliyetinin bir sonucu yani senin güzelliğinden, onun ise hayatın bir gerçeği olmasından kaynaklanıyor.
    belki de bu süreç, kendine daha sıkı sarılman gerektiğini hatırlatan acı bir fısıltıdır. kırılan güvenini zamanla onarabilirsin ya da o kırıklardan yeni bir yol çizebilirsin. ama önce, bedenine ve ruhuna bu yükü taşıdığı için kızmayı bırakıp ona şefkatle yaklaşmalısın. sen, başına gelen bu talihsizlikten çok daha fazlasısın.
  • clinique almost lipstick pink honey
    Black Honey’nin o kendine has dokusu ve renginden sonra büyük bir hevesle Pink Honey’i aldım ama tam bir hayal kırıklığı oldu. Açık konuşmak gerekirse, marketlerde satılan 50 liralık meyveli dudak nemlendiricilerinden hiçbir farkı yok. 'Açık pembe' deniyor ama dudağımda renksiz parlatıcı sürmüşüm gibi duruyor kendi dudak rengimi bile nötrlemiyor.Üstelik kalıcılığı komik denecek düzeyde, bir şey içmeseniz bile 15 dakikaya uçup gidiyor. Bu fiyata sadece markanın ismine ve şık ambalajına ödeme yapıyorsunuz, performans olarak sınıfta kaldı.
  • nars taj mahal allık
    O beş yılın gri tozunu yüzünden silkelemek ister gibi, çekmecenin en arkasında sakladığın o Nars Taj Mahal’i çıkardın bugün. Belki o varken "fazla iddialı" ya da "göze batıyor" diye sürmediğin, o güneşin doğuşundaki altın ve turuncu karışımı enerjiyi fırçana çekinmeden aldın. Aynaya baktığında, o altın yansımaların gözeneklerini ya da geçmişin yorgunluğunu belirginleştirmesinden korkmadan, sadece yüzüne kattığı o canlılığa odaklandın. Tıpkı hayatındaki o radikal karar gibi Taj Mahal de korkaklara göre değil, kendi ışığını taşımaya cesareti olanlara göre.Şimdi o aynadaki kadına bakınca, sadece turuncu bir allık değil, sonunda kendi doğrusunu, kendi rengini ve kendi sabahını kucaklayan o özgür ruhu görüyorsun.
  • yüze dolgu yaptırmak
    Kaş arasına yaptıran insanlar var gerçekten anlamıyorum. Körlük yaptığına dair literatür e eklenmiş vakalar var.
  • loreal paris true match 2r rose ıvory fondöten
    kuru ciltli açık tenliyseniz bu rengi çok güzel oluyor kesinlikle kapatıcılığı da gayet güzel. Çok kuru bir cildiniz varsa altına nemlendirici uygulayabilirseniz daha güzel oturur.
  • revox dökülme karşıtı tonik
    Benim saç derimi bayağı rahatlattı bir süre ama dökülmeye karşı herhangi bir etkisi olmadı malesef.
  • levis 501 pantolon
    Ben bundan başkasını kullanamam galiba
  • airfel
    Eski kullandığımız klima ve 10 yıldan fazla dayandı bize fena bir marka değil klimada şu an başka markaya geçtik.
  • daha çok