kızlar bu maçı görünce aklıma bizim mahalledeki kına geceleri geldi. herkes bir tarafı tutuyor, kimisi djokovic'e 'abi sen ustasın' diyor, kimisi sinner'ın gençliğine laf yetiştiriyor. ama ben size diyeyim, bu işler yaşla falan olmaz, evlilikte de böyledir; kimin sabrı ve siniri kuvvetliyse kazanır. djokovic'in o soğukkanlılığı yok mu, işte o, benim kocamın kahveyi yudumlarken 'hallederiz' demesine benziyor. sinner ise bizim gelinlerin ilk günkü heyecanı gibi, her şeyi hızlı ve tempolu götürüyor ama dayanıklılık ayrı bir şey. ben diyorum ki bu maçı djokovic alır, çünkü bu adam kırkından sonra daha bir oturaklı oluyor, tıpkı bizim terbiyeli komşular gibi. ama ne olursa olsun, kahveleri hazırlayın, bu maç bitene kadar kimse yerinden kalkmasın.
bu maçı herkes konuşuyor ama kimse durup da şunu sormuyor: neden bu kadar kritik? çünkü djokovic hâlâ zirvede olmasına rağmen artık geçmişindeki o ezici üstünlüğü gösteremiyor. sinner ise tam bir yükselişte, genç ve aç. ama tecrübe dediğin şey bazen gençliğin ve hızın önüne geçiveriyor.
bence maç uzun sürer çünkü iki tarafta da mental dayanıklılık yüksek. djokovic'in dirilişleri ile sinner'in soğukkanlılığı birleşince ortaya 4-5 setlik bir final çıkabilir. favorim kim mi? sahanın içindeki her şeyi son ana kadar kovalayan ve hatadan korkmayan kazanır derim, ama isim vermeyeyim, öngörümü kendime saklayayım.