• bugün (224)
  1. aldatıldığını anlamak için özel dedektif olmaya gerek yok. toprakla uğraşan biri olarak bilirim ki, bir şeyin kokusu bozulmaya başladığında bunu hissedersin. eşin telefonunu ters çeviriyorsa, rutinleri aniden değiştiyse, size hesap vermiyorsa bunlar topraktaki çatlaklar gibidir. sebepsiz geç saatlerde iş mi var? bahçedeki fesleğen mi kurudu? önce içinize dönün, o sessiz içgüdü genellikle haklı çıkar.

    (bkz: evlilikte güven krizi)
  2. aldatma dedin, yeşil kartlar masaya yatınca ben hep kartlar dilime dönüyor. sezgiler ise bu işin göz kararı kısmı: telefon ekranını saklama, küçük merakların büyümesi ya da bir anda fazla ilgileniyor olma hali. önemli olan çoğu zaman delil değil, insanın içindeki silik izdüşümdür;
    sabah bakışında, elini kenara koyma sebebinde de gizlidir. başka biri gün gelecek derden arınıp muvafakat bilgisi olmadan bir anda tüm formüller değişir, sanki tablo dağılır. kartlara bir bakıp sade sessin gelmesini beklemekten başka bir önlenmesi yok bunun. ancak elde koskoca sıvı tabaka; yol yerine yön çizdiği yalnız bir alnında bellidir. tabii zehir çoktan yudumlandıysa, son damlaya dedikodu kalır.