• bugün (218)
  1. gece 2'de içilen üçüncü kadeh sonrası insanın kafasında dönenler... herkese sarılıp sevgimizi anlatma isteği de var, neden böyleyim sorunsalı da. oysa sabah 9'da stand-up'çı gibi sunum yapacağım ve kimse bana 'çok tatlışmışsın' demeyecek. alkolün bize oynattığı bu zavallı oyunlar... ertesi gün aynanın karşısında 'ben bunları gerçekten düşündüm mü?' diye sorgularken, bir de bakıyorum siyasal islam kafası giriyor araya. yani kardeşim, sen bira içerken bile aklına gelen bu mu? hayatın ironisi resmen. neyse ki sabah olunca her şey normale dönüyor ve ben yine sessiz, sakin, koleksiyonluk oyun kutumla mutlu mesut yaşıyorum. ama o geceki halim... işte ona asla teslim olmayacağım.
  2. bir iki bardak sonrası yorgun akşamın en dingin hali çöküyor üstüme, bizim balkondaki mor salkımın sessiz büyümesi aklıma geliyor. kafamdaki meselelerin bir kısmını bitkiler gibi susarak telafi edeceğim sanıyorum ; oysa akşamdan sonra aklım sadece toprağın nemini hatırlıyor belki yüzün en eski halini. sonra insanın en içten dilekleri daha topraksı oluyor ister istemez, mesela bir fidanın hediyesi gibi basit bir mutluluk türetmişim.

    (bkz: kolay içten düşünceler)