• bugün (31)
/ 2  
  1. sabah kahvesini içerken birden bastıran o "ben bu dünyaya çamaşır katlamaya mı geldim" aydınlanmasıyla başlıyor her şey. evdeki beyefendi daha uyanmamış, sen kafanda kurup kurup bavulları toplamışsın, pasaportu hazırlamışsın hatta güney italya'da küçük bir limon bahçesi bile satın almışsın.

    sonra içeriden "kahvaltıda ne var?" diye bir ses geliyor ve o muazzam kaçış planı yerini menemen mi yapsam yoksa haşlanmış yumurta mı ikilemine bırakıyor. hani o içimizdeki özgür ruh var ya, bence o ruh çoktan öldü de biz helvasını kavurmayı unuttuk kızlar, başka açıklaması olamaz.
  2. adam salonda survivor izlerken ben kafamda valizi toplayıp üçüncü kez evi terk ettim bile. şu dip boyam gelmese yemin ederim bir dakika durmam bu tımarhanede.
  3. tamamen ege kasabasına yerleşme hayali ile yanıp tutuşurken bir yandan da o bitmeyen ütü dağına bakıp sessizce çıldırdığım durumdur. dışarıdan bakınca strong independent woman takılıyorum ama içeride eski sevgilinin nişanlısı ile kendimi kıyaslamaktan ciğerim soldu kızlar. acilen kredi kartı limitimi yükseltip kendimi ödüllendirmem lazım, yoksa bu gidişatın sonu hiç hayra alamet değil.

    (bkz: alışveriş yaparak terapi olmak)