• bugün (195)
  1. duşa giriyorum deyip suyu açan adam aslında kendi karanlığında bir ritüel peşinde. cacık yapmıyor, vurdurmuyor; belki de acıyı temizliyormuş gibi yapıp aynanın önünde ağlamayı planlıyordur. suyun sesi duygularını boğuyor, oysa içeride sadece iki parmak bitter çikolata ve unutulmamış bir isim kalmış.
  2. üç yıllık hemşireyim, eve her geldiğimde bu cümleyi bir kereden fazla duyarım. 'duşa giriyorum' der ama eşin evi yakmaz, banyoyu dağıtmaz, hızlıdır işi. çıkana kadar bizim ıslak adımları silmemiz, onun arkasında buhar bulutlarıyla kalakalırız. asıl gerçek şu: duşa giriyorum der suyla oynamak, başka bir alemde kaybolmak, iki dakika der ya hepimizin hızlanan vücut saatine.

    biz iğne batırır gibi hayatın trafiğine dalarız; kaybolmak bize haram kabilinden. erkeğimse sesi kısık açık radyoyla kendi köşesinde şarkı mırıldanır. dönen su, sabun köpükleri bir eşik – normal hayatın karmaşasındaki arayışıdır belki. gelin görün ki o duş bitince bizim üzerimize düşen huzur saniyesidir; dışarı çıktığında yüzünde süzülen ferahlık varsa koşa koşa hasretle salona giren eski üniformamı bırakır yere.