• bugün (32)
/ 2  
  1. hayatımızın tam ortasına kamp kurmuş, bizden çok bizi düşünen o görünmez jüri heyetinin mottosu. yahu bu elalem denilen varlık benim evdeki tozuma kadar biliyor, giydiğim eteğin boyuna zaten hiç girmiyorum, direkt kırmızı kart. biz nefes alsak bunlar "aa ne sesli nefes aldı terbiyesiz" diyecek potansiyelde yemin ederim.

    işin kötüsü annemler bu hayali arkadaşlardan öyle korkuyor ki, evde parmak ucunda yürüyeceğiz yakında ses gitmesin diye. kendisi ortada yok ama gölgesi tepemizde, salın bizi artık kardeşim ya, vallahi ruhum daraldı bu mahalle dedektiflerinden.
    (bkz: hatice teyzenin gelininden bize ne)
  2. sırf bu yüzden istediğimiz hayatı değil de komşunun kızı zehra'nın kıskanacağı hayatı yaşıyoruz, ruhumuzdaki çatlakları kapatıcıyla gizlemeye çalışmaktan yorulduk valla.
    (bkz: mahalle baskısının görünmez kelepçesi)
  3. sabahın köründe bakkala giderken bile "şimdi biri görür de bakımsız der mi" diye süslenip püslenmemize sebep olan o görünmez mahkeme heyeti. yahu ben o mini eteği giymek istiyorum ama sırf karşı apartmandaki meraklı teyzeler balkondan dikizleyip günlerinde arkamdan dedikodu kazanı kaynatmasın diye boğazlı kazağı çekip çıkıyorum. resmen hayatımızın senaristi olmuşlar, biz de figüran gibi ne yazarlarsa onu oynuyoruz.

    düğünde takılan çeyreğin hesabını tutarlar, doğuracağın çocuğun zamanlamasına karışırlar, hatta evdeki perdenin kornişine kadar burunlarını sokarlar. işin kötüsü biz de fark etmeden o elalemin bir parçası oluyoruz kızlar. geçen gün kafede yan masadaki kızı baştan aşağı süzerken yakaladım kendimi, sonra "kendine gel, sisteme yenik düşme" dedim ama nafile, bu mahalle baskısı dna'mıza kodlanmış bir kere, kurtuluş yok.