• bugün (211)
  1. evrende her şey bir denge üzerine kurulu, iş hayatı da öyle. sessiz istifa aslında çalışanın kendini geri çekmesi değil, sadece görünmez bir sınır çizmesi. yıldızların yörüngesinde dönerken enerjinin korunumu kanununu biliriz; çalışan da artık fazladan parlamıyor, sadece kendi yörüngesinde duruyor.

    mesai saatinde ne kadar verimli olabileceğini herkes bilir ama bu sistemi sorgulayan az kişi var. sessiz istifa aslında bir tür gözlem: izliyorsun, ölçüyorsun, sonra kendi kararını veriyorsun. tıpkı bir gözlemci gibi. çünkü iş yerinde ateş küresi gibi sürekli yanarsan eninde sonunda sönersin. bilimsel gerçek bu, ister inan ister inanma.
  2. sessiz istifa deyince nedense herkes üşengeçlik falan sanıyor, oysa en görmüş geçirmiş işlerimi bile bu kavramla tarif etmem mümkün. sabah 9 akşam 6 canım benzinsin de ışıltımı koruyayım, mesaim bitince telefona bakmıyorum, hafta sonu zaten tamamen benim. işi büyütmüyorum, kimseye ayak uydurup 'ben işkolikim' demiyorum. lüks bir hayatım var, kiralık ofis sandalyelerine minnet borcum yok, toleransım düşük, gözlüğün altından bakıyorum yani.
    bana kalite derler, o yüzden standart iş dayatması bana pek uymuyor. istifamı zaten maaş gelirken veririm diye söyleniyorum içeriden sessizce, sonra ajandamı kapatıp akşam projem olan kafelere çıkıyorum. iş yerinde fazla çabaya para ödemiyorum, ışıldamaya devam.