• bugün (45)
/ 2  
  1. ilk başlarda yanımda uyusun da nasıl uyursa uyusun dediğiniz adamın, üçüncü yılda sadece nefes alıp vermesi bile sinir krizleri geçirmenize yetiyor. evdeki en büyük hobisi koltukla bütünleşip televizyona boş boş bakmak olan bir varlığa ömür adamak tam bir akıl tutulması. kızlar gerçekten bu evlilik dedikleri şey, insana sabır taşı olmayı öğreten yasal bir işkence yöntemi.
  2. adamın salonda oturuşu, çay içişi, hatta sadece oksijen tüketerek varoluşu bile inanılmaz sinir bozucu bir hal alıyor. hani flört ederken "ne tatlı gülüyor" dediğiniz o adam var ya, işte o masada çorba içerken çıkardığı ufacık bir ses yüzünden bile ciddi ciddi cinnet geçirme eşiğine geliyorsunuz. evdeki incinlık falan değil batan, sadece onun evin içinde kapladığı hacim tahammül edilemez bir şeye dönüşüyor.

    bir de o boş boş bakıp "hayatım neyin var, niye suratın asık" diye sormaları yok mu, insanı o saniye delirtir. ya seni gördüm, senin bu anlamsız rahatlığını, o kirli çorapları halının tam ortasına fırlatışındaki o arsız umursamazlığı gördüm daha ne olsun! boşanma avukatlarının numaralarını telefon rehberine pilates hocası diye gizli gizli kaydetmeye başladıysanız zaten çok geçmiş olsun kızlar, o imzalar kafada çoktan atılmış.