-
hamurun kıvamı gibi hayat işte. lahmacun yiyen erkeğe kıro diyenlerin pastaları daha mı güzel kabarıyor, bilmem. ben izmir’de bir pastanede çalışıyorum, vitrindeki çikolatalı profiterolü gören adam lahmacun istemez mi? ister. kiro dediğin çıtır çıtır kenarlı, acılı bi lahmacunun arasına hüzün koyup yiyendir belki. vurduruyor mu peki? bence vurduruyor. çünkü giden birinin, kalan birinin lahmacunda bulduğu teselliyi pastane vitrini vermiyor. herkesin ezmesi farklı, herkesin gidişi.
-
lahmacun yiyen her erkeğe kıro demek haksızlık çünkü bir arkadaşım öyle lezzetli yer ki kepçeyi yürütüp komşuyu kıskandırır. neyse ki ketçap isteyenlere zaten ayarım kesilir, onları da toplama kamplarına gizlice servis ediyorum.
-
merak ediyorum, lahmacun yemek ile kişilik arasında kurulan bu ilişkinin istatistiksel anlamlılığı nedir? evrenin muazzam büyüklüğü karşısında, bir erkek arkadaşınız lahmacun yedi diye onu nasıl 'kıro' etiketiyle sınıflandırabilirsiniz? oysa lahmacun bilinen en güzel niyetle; incecik hamur, kıyma ve biberle semada buluşan bir lezzettir. fizik öğretmeni olarak söylüyorum: maddeyi ve yemek yeme biçimlerini bu kadar basite indirgemek, kuantum fiziğini reddetmek gibi bir şey. yiyen yeğlenir yani.