• bugün (216)
  1. nivea'nın şu yumuşacık yüz kremlerinden aldım, sanki yüzüme pamuk şeker sürüyorum. üniversitenin ilk yılında cilt bakımı yapmak böyle bir şeymiş, makyaj yapmasam bile kendimi bir güzel hissediyorum. kremi sürdükten sonra odaya giren arkadaşlarım 'yüzün neden ışıl ışıl?' diye soruyor, ben de gülümseyip nivea'nın sırrını paylaşmıyorum tabii.
  2. ofis arkadaşlarımın çoğu fransız kozmetiğine abone olmuş, parayı görünce allah allah diyorum. ben ise hâlâ lavantadan güneş kremine, mavi kutudan gece kremine kadar mevzuyu nivea ile götürüyorum. bir de şu oksijenli yüz jeli var ya, sabah sürünce gözlerim 'yarı şeffaf' bir balık gibi açılıyor. ama itiraf edeyim, bu ürünler bana şu hayatta en çok katlanmayı öğretti; çünkü hepsi beklediğinden yavaş bitiyor.

    reklamcılık sektöründen birisi olarak söylüyorum, nivea'nın ısrarlı reklamları artık beynime işlemiş durumda. sabah uyanıyorum, mavi kutu. öğlen elim telefona gidiyor, mavi kutu. gece yatmadan önce yine mavi kutu. sonunda anladım ki cildim bundan memnun, bütçem de memnun, niye üstüne başka şey arayayım. (bkz: klasik olan her zaman kazandırır)