filmin tamamı aslında bir ev kadınının mutfaktaki direnişini anlatıyor ama kimse fark etmiyor. oysa benim zamanımda kadınlar ne yemek yapardı ne de direnirdi, ikisini birden başardıkları için şimdiki gençlere akıl verebiliyoruz. bu filmi izlerken dedim ki kızım, ev işi dediğin sabır işidir, senelerce aynı tencereyi yıkamak da bir kahramanlıktır. ağlayarak çıktım salondan, eşim de 'yine mi senin filmlerin' dedi.
bazen izlediğimiz filmler sadece Film değildir, bize bir şey anlatır. kartlara bakarken de aynı nettir, sebep-sonuç ilişkisi vardır. bu filmde anlatılmak istenen şey isyandan çok inancın ve umudun ne kadar kıymetli olduğu. karanlığa rağmen ışığı aramak, zorluklara rağmen direnmek. bu tarz yapıtlar insanın içinde bir kıvılcım bırakıyor. neticede seyirci olarak sadece olay örgüsü değil, ruhunu da hissediyoruz. direnenlerin hikayesi yüzyıllardır anlatıla gelmiştir, hep de anlatılacaktır. kelimeler yetersiz kalıyor bazen ama o his, o güç, o inanç kelimelerin ötesinde. bu gibi eserler kutsal metinler gibi, iyi okunduğunda çok şey dersiniz.