• bugün (142)
  1. yıllarca sınıfta söz alamayan, düğünde ön sıraya geçemeyen o insan bendim. üniversitede ilk ders anlatma denememde sesim titredi, kâğıt elimde titredi; herkes ne düşündü acaba diye geçirdim içimden. feltim ki bazı savaşlar en çok kendi kafamızda oluyor. sonra dedim ki, küçük küçük başlayayım; her gün birine merhaba demeyi kendime adet edindim, sabah eve ekmek alırken bakkalla iki kelam etmeyi ödev saydım.

    zamanla gözlerimin içinin gülmesini hatta birilerinin bana bakmasını dert etmemeye başladım. şu an asla sosyal kelebek oldum demiyorum; yalnızca artık tokalaşırken elimi soğuk tutmuyorum, sohbet ederken sesimin titremesi öyle korkutucu değilmiş, ben kabullenince küçüldü. bu bir tür alıştırma işi; adım adım her bir emek, bir gün kendi zırhını yumuşatıyor. bazı hikayeler büyük zaferler gibi duyuluyor ama asıl zafer her gün beş dakika dayanabilmek ve kimseye görünmeden kendi koşullarını güncellemek.
  2. benim barışma hikayem son derece lüks bir tesadüfle başladı; meğer sosyal fobi en çok yanlış ortamda kendini büyütüyormuş. nişantaşı'ndaki kalabalık davetlerde herkes birbirinin yüzüne bakmazken, ben sadece kendi cilt bakım rutinimi düşününce rahatladım. dedim ki, gösterişli bir makyaj ve pahalı bir saat, insanın içindeki o kırgınlığı örtmüyor; ama iyi bir cilt serumu kesin öyle. şimdi sosyal fobimle aramızda bir protokol var; o evde kalır, ben davetlerde şampanya içerim.