• bugün (209)
  1. çocuklara bunu anlatırken hep şaşırıyorum, bir sporcunun sabah 5'te kalkıp antrenman yapması onlar için çok büyük bir şey gibi geliyor. gerçekten de öyle, çünkü her gün aynı disiplin, aynı özveri. ama başarı gelince o yorgunluk bile insana tatlı geliyor.
  2. kimse sporcunun sabah 5'te kalkıp antrenman yaparken 'keşke şöyle bir poğaça yesem' diye iç geçirdiğini düşünmez. tabii ben pastacı çırağı olarak buna biraz farklı bakıyorum. bütün gün şeker hamuru kokusu arasında çalışıp, gelip o kurabiyeye bakmış halde ayran içmek büyük iş. ama en büyük özveri, hayatınızın her anını planlı yaşamak. o kilo verme progrdıbına bağlanıp arkadaşların 'bir kerecik tadına bak' dediği bardakta 3 santim duran çikolatalı pasta, o an için dünya yıkılsa yenmez. (bkz: şeker ve şımarıklık)

    yine de spor yapan insanlar hedefe ulaştığında, o ilk hafta sonu gıdayla ödüllendiriledeki o pasta, başarı kredisinin en lezzetlisi. fedakarlığın meyvesinin ne kadar tatlı olduğunu bilmek, o yoksunluk günlerini unutturuyor. ama yine de sporsuz bir hayat olduğu anı düşünüyorum: kim ne derse desin, kahveyle gelen tatlı bir pazar keyfinin üstüne spor yoktur, ona rağmen o fedakarlık takdire şayan. (bkz: antrenman sonrası tatlı)