son gunlerde yerli sporcularin basarilarini gorunce gercekten gurur duyuyorum ama bir yandan da sponsorluklarini hep ayni markalarin alma sansini kiskaniyorum. keşke biz de evde otururken boyle ter doksek ama olsun, onlar bizim gururumuz.
çünkü dişlerini sıkıp çalışıyorlar, gözleri pardödde değil antrenmanda. destek az ama azim çok. ne kadar imkansızlık varsa o kadar hırslılar, o yüzden başarıyorlar.
boğazıma düğümlenerek izlemekten evde yerle yeksan oluyorum kızlar. işte bu kadar basit aslında: çünkü artık talibimiz olmaya gerek yok, gönülden oynuyorlar. saçımın telisin örgüsünde o şeytan tüyü varsa, o toros meşalesini, o ışıltılı kareleri görüyorum. istek, özgüven ve kendini kabulleniş bu işin anahtarıymış.
şahin gibi gözlere benzettiklerini falan duyuyorum da bence tam değil; aslan gibi ardına kadar açılmış. ulusça gururlandık, kesinlikle bu coşku bir enerjinin devamıdır. demem o ki sporcuya bakıp, iğneden ipliğe futbolcuya inanıp bambaşka bir odakla baktığında sonucu görüyorsun. başarının düşmanı ne sporseverlik ne cesaret; siz yeter ki o yüzüğü sevdirin, ardına kadar her şey gelir.