- 37 entry
- 32 başlık
-
yağlı ciltlilerin nemlendirici dramı
yüzüme sürdüğüm an kendimi kızartma tavası gibi hissettiren ürünler çöplüğü resmen. mat bitişli diye aldığım şeyi sürünce on kilometre öteden parlıyorum, nasa bile sinyalimi almıştır bu parlaklıkla. -
hiçbir şeye ihtiyacı olmayan erkeğe hediye almak
kızlar ben artık yıldım bu durumdan. adama ne sorsan benim her şeyim var hayatım sen varsın ya edebiyatı yapıyor ama teknoloji marketlerinin vitrinine yapışan da kendisi. hayır o kadar pahalı zımbırtıyı alıp eve yığsam ne olacak, iki gün sonra yüzüne bakmayacak, yine dönüp dolaşıp o delik gri eşofmanını giyecek.
bence en güzeli gidip güzel bir akşam yemeği hazırlamak ya da ne bileyim, kendinize güzel bir şeyler alıp bak bu da ikimize hediye demek. hem kafa rahat hem de mağaza mağaza gezip acaba bu beden olur mu stresi yok. zaten ne alırsanız alın çok güzelmiş deyip dolabın en arkasına atacaklar, boşuna masraf etmeyin. -
makyaj süngerini ilk günkü haline getirme ütopyası
o fondötenin süngerin ciğerine kadar işlemesi ne büyük bir dramdır yarabbim, saatlerce sabunluyorum, çitiliyorum ama o bej renk inatla orayı terk etmiyor. resmen kirle bütünleşmiş, kocam olsa bu kadar sadık kalmazdı. en sonunda sinir krizi geçirip çöpe atarak huzura erdiğim, cüzdanımı ağlatan ama ruhumu ferahlatan eylemdir. -
evde yapılan french manikürün daksil gibi durması
üç kuruş kar edeceğim diye giriştiğim ama günün sonunda tırnak uçlarımın ilkokulda deftere dökülen daksil topaklarına benzediği rezillik. o instagram'daki videoların tamamı yalan bence, bantla falan o çizgi asla o kadar düz durmuyor. sinirden asetonla giriştim, şu an ellerim inşaat işçisinden hallice, kuafördeki o asık suratlı kızı özledim resmen. -
halı saha maçı
sevgilimin sanki şampiyonlar ligi finaline çıkacakmış gibi ciddiye aldığı, o göbeğiyle sahada iki tur koşturup sonra üç gün boyunca bacaklarım tutmuyor diye evde inlediği vizyonsuz etkinlik. bütün hafta koltuktan kalkıp mutfaktan su almaya üşenen adam, konu bu olunca içinden bir anda usain bolt çıkarıyor, gerçekten bu erkekleri anlamak imkansız.
işin asıl trajik kısmı ise o maçtan sonra eve yayılan o kesif koku... o formayı kirli sepetine atarken girdiğim tribe çernobil temizlik ekibi girmemiştir. bir de maç bittikten sonra oturup baklava yiyip teknik analiz yapıyorlarmış, sanki dünyayı kurtardılar da yorgunluk atıyorlar paşalarım. -
sınıf annesi
o kadar gergin bir müessese ki anlatamam, kendini bir anda küçük bir ordunun generali sanmaya başlıyorsun. sırf öğretmen hanıma yaranmak için sabahın köründe poğaçalar börekler havada uçuşuyor, diğer velilerle gizli bir soğuk savaş içindesin resmen. hani çocuğum okusun öğretmenle aram iyi olsun diyorsun ama günün sonunda kendini kermes organize ederken buluyorsun.
whatsapp grubundaki o pasif agresif çiçek emojileri, o 'benim çocuğum en özeli' tripleri beni benden alıyor zaten. alt tarafı yıl sonu gösterisi için tütü seçilecek, sanki cannes film festivaline hazırlanıyoruz. bir de o topladığı paraların hesabını kuruşu kuruşuna excel tablosunda tutan, hayatını buna adamış tipler var ki gerçekten inanılmaz.
(bkz: veli whatsapp grubundan çıkmak) -
kocayı yönetme sanatı
kendi bildiğini okurken bir yandan da sanki dünyayı o kurtarıyormuş gibi paşamızın sırtını sıvazlamaktır. başka türlü o dırdır hiç çekilmez valla. -
bir saç kesimine 9000 tl istemek
Hüseyin Polat ı keşfetimde görüyordum devamlı bir fiyat isteyeyim dedim sonra bir mesaj attım fiyat 9000 tl imiş. Yani benim 10 yıllık saç kesim ücretim :D -
en yakın arkadaşa 4 saatlik ses kaydı atmak
ciğerim sökülene kadar anlattıktan sonra hızımı alamayıp bir de üzerine podcast tadında analizler kasmamı sağlayan eylemdir. karşı tarafın kulak kanaması geçirmesi umrumda değil, ben o zehri akıtmadan rahatlayamam ki allahın cezası herif yüzünden. -
mutlu evlilik yoktur az sinir krizi vardır
milletin instagramda paylaştığı o kusursuz pazar kahvaltılarına kanıp da kendinizi peri masalında sanmayın sakın, o fotoğrafların arkasında kirli çoraplarını salonun orta yerine fırlatan ve annesi aradığında sesi üç oktav incelen bir adam yatıyor. beklentiyi ne kadar sıfıra indirirseniz o kadar az delirme noktasına geliyorsunuz, bütün olay tamamen görmezden gelme sanatı üzerine kurulu.
hani diyorlar ya saygı sevgi falan diye, hepsi hikaye kızlar. asıl mesele kumandayı eline verip kendi dünyana çekilmek ve o koltukta sızıp kalana kadar derin bir nefes almak. arada bir de kredi kartı limitini zorlayıp kendine güzellik yapınca gelen o rahatlama hissi var ki, inanın bana çift terapisinden çok daha etkili. -
sosyal fobiyi yenip ortamların içinden geçmek
iki kadeh şarapla dili çözülünce kendini tedavi ettim sananların üşüştüğü başlık.
tatlım sen fobilik değilsin sadece biraz sonradan görmesin ve bunu örtbas etmeye çalışıyorsun, yemezler. -
bomboş insanları taklit etmek
etrafımdaki hiçbir vasfı olmayan tiplerin o gereksiz havalarını model alıp "kızım sen mükemmelsin" diye gezmeye başladığımdan beri hayatım değişti. tevazu bir yere kadar, artık ben de en az onlar kadar şımarığım ve inanılmaz rahatladım. -
cildi yağlandırmayan güneş kremi arayışı
bi tane fenomen övdü diye dünyanın parasını verip aldım, suratım resmen zeytinyağına batırılmış gibi parlıyor. hani mat bitişliydi bu, hani kadife gibi yapıyordu, hepsi yalan dolan çıktı. stok yapayım derken cüzdanı boşalttık, elimizde kalan tek şey sivilce tarlasına dönmüş bir surat oldu. -
kadınlar sözlük bağımlılığı
terapi niyetine kullanıyorum desem yalan olmaz, manitanın darlamalarından kaçıp burada iki satır dedikodu çevirince pamuk gibi oluyorum. içeride dönen geyik o kadar sarıyor ki sabah alarmı çalana kadar ekrandan ayrılamadım. toksik ilişkimi anlatıp linç yemeyi beklerken gazlanıp ayrılık mesajı attım, pişman değilim. -
kocayı evcilleştirme sanatı
adamın her dediğine he diyip arkasından kendi bildiğini okumak varken ne diye kendinizi paralıyorsunuz hiç anlamıyorum. iki güzel yemek ve biraz tatlı dille yola gelmeyecek erkek yoktur, boşa kasmayın.
(bkz: erkeği parmağında oynatmak) -
yüzü porselen gibi yapan sivilce kremleri
o kadar para döküp aldığım, instadaki fenomenlerin şişirdiği o meşhur kremin yüzümü zımpara kağıdına çevirmesi rezaleti. hayır cildimi soymaktan suratımda deri kalmadı, hala çıkıp pürüzsüzlükten bahsediyorlar çıldırmamak elde değil. mucize beklerken bildiğin haritaya döndüm, fondötenle bile kapanmıyor bu kraterler. -
gratis indirim kuyruğu
sabahın köründe mağazanın kapısına dayanıp, o son kalan far paleti için gladyatör gibi savaşmayı gerektiren, insanın sinir uçlarıyla oynayan modern zaman işkencesi. yahu alt tarafı iki tane makyaj pamuğu alıp çıkacağım, içerideki o kaos yüzünden kendimi bir an survivor final parkurunda gibi hissettim. hayır o kadar bekledikten sonra kasaya gelince de sistem gitti diyorlar ya, işte o an saç baş yolma isteği geliyor insana.
bir de o kasa sırası var ki, sanırsın bedava arsa dağıtıyorlar. önümdeki kız sepete ne var ne yoksa doldurmuş, arkamdaki teyze sürekli ensede boza pişiriyor, ben ise elimdeki üç kuruşluk ürünle hayatı sorguluyorum. gerçekten bu psikolojik savaşa değip değmediğini asla bilemeyeceğim bir süreç.
(bkz: uygun fiyata kozmetik ürünü alma sanatı) -
gone girl
amy dunne ablamızın resmen sabır taşı olduğu, o donuk suratlı kocasının ise hala mağduru oynadığı sinir krizlik film. adam senin paranla bar açsın, senin evinde keyif çatsın, sonra gitsin gencecik kızla fingirdesin. valla ablacım o kadar plan program yapıp kendini yormana hiç gerek yoktu, ben olsam direkt o bardaki içkileri kafasından aşağı dökerdim.
bir de sonunda adamın yanında kalmaya devam ediyor ya heh işte orası beni benden alıyor. kızım senin zekanın zekatını versek bu adam einstein olur, ne işin var hala bu sünepeyle? izlerken tansiyonum düştü, gidip bir sade kahve içeyim bari sinirim geçsin. -
kirpikleri arşa değdiren maskaralar
Kimse dememiş ama ben diyim MACSTACK MASKARA dır bunun en iyisi -
eski sevgiliyi unutma sürecini hızlandıran şeyler
Hayatında ne kadar iz bıraktığına göre değişen durum. Ama en iyi yollardan biri kendine bakmaktır. Kendi içine dönmek kendini dinlemektir. -
melike şahin
Bu kadının konserine en son gittiğimde seyircisine trip atmıştı sonrasında hiçbir şekilde gitmedim. Sesi güzel mi evet dinlemeye devam ediyorum ama konsere gitmem. -
ofiste sürekli laf sokan kıskanç yönetici
sabah sabah daha rimmelimi bile tazeleyememişken masama gelip sinsi sinsi gülerek "tatlım sen biraz kilo mu aldın sanki" diyen, kendi hayatındaki mutsuzluğu bize kusmaya yeminli o tiptir. hayır yani sırf ondan on yaş genç duruyorum ve saçlarım daha parlak diye bu kadar bilenmesi normal mi allah aşkına? geçen gün attığım maili özellikle görmemiş gibi yapıp, genel müdürün olduğu toplantıda herkesin içinde beni bozmaya çalışması da cabası.
gerçekten boynuma kocaman bir nazar boncuğu takıp gezicem ofiste yakında. o kadar belli ki enerjimi sömürdüğü, yanına girip çıktıktan sonra başıma öyle bir ağrı giriyor ki migren ilacıyla zor ayakta duruyorum. iş yaptığımız yok resmen psikolojik savaş veriyoruz, neyse ki o terfi döneminde görüşeceğiz biz onunla. -
makyaj süngerinden çıkan sonsuz fondöten
yemin ederim ben yüzüme bu kadar ürün sürmedim, bu sünger içinden çıkan o sonsuz fondöteni nereden üretiyor aklım almıyor. dakikalardır lavabo başında çitilemekten parmaklarım buruştu, resmen içinde ayrı bir medeniyet kurmuş haspam. -
nivea blackberry shine
liseden beri çantamdan eksik etmediğim, sürünce hafif morarıp ölü gibi duran dudaklarımı hayata döndüren tek şey. o kadar çabuk bitiyor ki sanırsınız dudaklarımı değil midemi doyuruyorum bununla. o pahalı rujlara dünyanın parasını bayılacağıma bunu sürer çıkarım, en azından dudağım çatlayıp türkiye haritasına dönmüyor. -
batık bacak sorunsalı
dünyanın parasını döküp aldığınız o peelingler, kremler falan hikaye, düzenli kuru fırçalama yapmayacaksanız hiç başlamayın bu işe. insanı çilek tarlasına dönmüş bacaklarıyla baş başa bırakan o ağda seanslarını da tarihe gömün artık.
lazere gitmeden pürüzsüzlük beklemek, piyangodan para çıkmasını beklemek gibi bir şey, boşa kürek çekmeyin kızlar. - daha çok