• bugün (210)
  1. o 'çabasız' görünmek için harcanan çabanın büyüklüğü karşısında dehşete düşüyorum. clean girl estetiği dedikleri şey; aslında sadece belli bir gelir seviyesine sahip, pürüzsüz ciltli ve boş vakti çok olanların oynayabileceği bir oyun. 'az çoktur' diyorlar ama o 'az' görüntüyü yakalamak için dünyanın kozmetiğini tüketiyorlar. bu trend temizlikten ziyade, mükemmeliyetçiliği doğalmış gibi pazarlıyor. cildim parlamasın, saçım her gün o kusursuz topuzda olmasın, ne önemi var? yorgun göz altlarım ve gerçek cildimle bu 'sahte sadelik'ten çok daha sahiciyim.
  2. suratına don yağı sürüp yüzümü sadece suyla yıkıyorum diyen sinsi yılanların uydurduğu, bizi yetersiz hissettiren o lanet olay. ay resmen toksik pozitiflik şovundan başka bir şey değil kızlar, yemeyin bu numaraları.

    (bkz: hailey bieber' ın sinsi planları)
  3. sabahın köründe kalkıp yüze elli tane nemlendirici basarak saçları inek yalamış gibi yapıştırınca ulaşılan o çabasızmış gibi duran ama aslında ayna karşısında sinir krizi geçirten aşırı yorucu akım. biz de bilirdik cildimiz ışıl ışıl parlayana kadar lüks serumlar sürüp genetiğimiz kusursuzmuş gibi davranmayı ama maalesef kredi kartı asgarisini yeni ödedik.
  4. sabahın beşinde kalkıp yüzüne on iki çeşit asit sürüp sadece lipgloss sürerek "doğal güzelim" diye gezen kızlarımızın yeni yalanı.

    hayır tatlım o cildindeki ıslak parlaklık her sabah içtiğin o iğrenç yeşil sudan değil, yüzüne boca ettiğin likit aydınlatıcıdan geliyor yeme bizi.
  5. kızlar birbirimizi kandırmayalım, duş almaya üşendiğimiz günlerde saçımızı kilolarca jöleyle enseye yapıştırdığımız tembellik şovunu bütün dünyaya asalet diye yutturuyoruz. o yüzümüze boca ettiğimiz on beş farklı asitten sonra cildimizin öyle florasan gibi parlaması da güzellikten değil resmen cildin yardım çığlığından.