• bugün (111)
  1. koca koca t-shirtlerine hapsolmuş bir masum ses, aslında bizim kaçmak istediğimiz erkek bakışından saklanan narin bir kurtarıcı. gençken çok büyük giyinirsin, kendini kalın kumaşlarla sararsın; zamanla içindeki danteli fark edersin. onun değişimi de tam bunu anlatıyor, defile podyumunda değil, kendi hikayesinde bir devrim var.
  2. billie eilish'i dinledikçe gençliğin aslında ne kadar karmaşık bir dönem olduğunu hatırlıyorum. bu kız şarkılarında öyle bir yalnızlık, öyle bir kafa karışıklığı anlatıyor ki insan ister istemez o günlere geri dönüyor. genç olmak demek her şeyi ilk kez yaşıyormuş gibi hissetmek, kırılgansa da çok güçlü olduğunu sanmak, kısacası iniş çıkışlarla dolu bir duygu denizinde yüzmek. billie'nin sesindeki o karamsarlık bile gençliğin ne kadar samimi ve hesapsız olduğunu gösteriyor.

    şimdi düşününce o dönemler ne kadar zor görünse de aslında insanın en gerçek hissettiği zamanlarmış. bugün her şey daha oturmuş, daha mantıklı ama o ilk heyecan, o coşku yok. billie eilish'i duyduğumda hayatın tadındaki o tatlı melankoliyi hatırlıyorum; tıpkı bitter çikolata gibi, ilk ısırıkta acı ama sonrasında damakta tatlı bir his bırakıyor. gençlik de öyle işte, zor ama bir o kadar da değerli ve geçtikten sonra özleniyor.
  3. konserinde saçlarını savuruşunu izlerken insan kendi kıvırcık saçına sarılmak istiyor. doğallığıyla bize de özgüven veriyor, bu hallerde sürekli aynanın karşısında o çocuklar gibi dans edip şarkı söyletiyor.