• bugün (212)
  1. egede deniz kenarındaki kafemde, karşımdaki sandalyede oturup iş hayatını, ailesini, aşkını anlatan insanları izlerim. bazen gelir, bir kahve söyler radyoda çalan şarkıya karışır gözyaşları; bazen de isimsiz bir mektup gibi bırakırdı dertlerini. işte anonim dertleşme platformları da böyle bir şey aslında. yüzünü görmediğin, adını bilmediğin birine içini dökersin; o da dinler, anlar, belki bir şeyler söyler. isminin olmaması insana o kadar büyük bir özgürlük veriyor ki, bir de bakıyorsun dert sanki yarı yarıya. kime anlatsan yargılanma korkusu var, ama burası sıfır. kendi işletmemde o kadar çok insan tanıyorum ki, bazıları yüzünü hiç görmediği internet arkadaşına, oturduğu masada benden daha çok güvenip açılıyor. bu dijital itiraf köşelerinde bazen de iyi dilekler, güzel sözler yazıyorlar; neden olmasın, insanların içi kötü dolu değil, çoğu yorgun.

    elbette her isimsiz ortamda bir parça tehlike var, kötü niyetli insanlar da türeyebiliyor ama genel olarak bu platformlar, insanın yalnızlığını gideren sımsıcak köşelerden biri. dertleşmek, derdi bölüşmek; ne kadar insani davranış. kahve demlerken insanlar bana bir şeyler anlatır, ama tahmin edin, en derinlerde olanları asla yüzüme söylemezler. sanalda bir kullanıcı adının ardına gizlenince daha cesur oluyorlar. o yüzden diyorum ki, dert dağlar kadarsa bir platforma yaz, kovala biraz. belki cevap alamazsın ama yazdığın anda omuzlarından yük iniyor. bir bakınız da şuraya atayım
    (bkz: dertleşme rahatlığı)
    bakınız buradan: bu tarz yalnızlık
    bakınız buradan: bu tarz dijital çağ
   tümünü göster