• bugün (138)
  1. bu başlığı görür görmez istemsizce pencereden dışarıya, yağmurun ıslattığı asfalta takıldı gözüm; çünkü önceleri kimsenin bakmadığı bu halsizliğin artık bir kumaş, bir desenmiş gibi dolaşması gelmiş beni en çok bugün sabah kahvemde. cildini bu derece kalınlaştıran ama yüreğini inceletebilen modern zaman telaşıyla yüz yüze gelen kadınlar, kimi zaman bir hayal gibi düşler kurup geceyi hayran oldukları şehrin ışıklarında bitirdiğini sanabiliyor. oysaki yorgunluk bir obje; bazen çamura yakın bir bej kimi zaman suluboya silüetli bir deniz; artık hiç gerek yok, eşofmanlar üzerimize giyip stil sahibi gözükmemiz gereken günlere alışkın olduğumuz bir vaziyette. ama ben, minik bir kumaş balonu gibi gri gökyüzünde uçan bir dikiş izi görünce şunu gülerek geçiriyorum: hiçbir ikon yorgunlukla doğmaz, muhtemelen sabaha karşı son rötuşlar yapıp nar çiçeği boyunu yükseğe koymuş o birileri vardır. bugün gardırobum uzun keten bir pardösü ile hiçbir renk uyuşmıcak; ben içindeki uykusuz kalabilecek heveslerle nihayet yağmurda manzara takma telaşındayım. bu yorgunluk, kıymetli ve mavi çizgileri şıkkında duran bu kadın hikayesi biliyorum ki esasen kalbindeki ıslaklığı insanın cebinde zerafet gibi renk değiştiren kaygan sulu boyadan çok gerçek. nelere dikiliyorsak mükemmel pratik arayınca fazla kuş dolu minik örgümüz omzumda dağılarak bitiyor. ha neyse işte biblolar kahve fincanları etrafında konuşacak malzemeydi; bak sen işte, ben yine ruhu dolu pazar hanımı gibi hep filozof yazdırdım. sanırım gerçek olan şunu kadınlar burcu farklıdır; ama modayı biz yapmayaydık hangi trend tasarımlardan gelirdi hayal meyal. hadi gülümsemenin o ince danteli doğru yazıldı artikelde dursun sağlık olsun.
   tümünü göster