• bugün (212)
  1. uçakta geçen saatler, aslında el kremi seçiminde en büyük turist rehberim oldu diyebilirim. havanın kuruluğu insanın elini çatır çutur ediyor, hele de sürekli kabin içinde dolaşırken. işte bu yüzden yanımdan eksik etmediğim şey: küçük boy, pratik, çabuk emilen bir el kremi. çok yağlı olanları sevmiyorum, zira eldeki his önemli; kaptanla tokalaşırken tereyağı sürmüş gibi olmak da olmaz yani.

    güneşi bol şehirlerde biraz da koruma faktörlü olanlara kayıyor gönlüm. lavanta kokulu olanlar uçuş öncesi sinirlerimi yatıştırıyor; deniz kokulu olanlar da zaten aklımın bir köşesinde hep o martı sesleriyle birleşiyor. ama nerede olursan ol, en garantilisi kokusuz ve hippokratik olanlar bence; çünkü herkesin burnu aynı şeyden hoşlanmıyor. ufak bir şişe her çantada yer kaplamaz, iki damla da mutluluk verir.