• bugün (206)
3 entry daha
  1. sonbaharda kaybolup giden insanları hatırlatır bana, önce sıcak kahveler ve o simsiyah mesajlar, sonra havalar soğuduğunda sobayı söndürür gibi sessizleşir. breadcrumbing işte bu, ekmek kırıntısı kadar küçük umutlar serpinir masaya, sen onları toplamaya çalışırken o çoktan mutfağı terk etmiştir bile. her mesaj aslında bir kışın habercisidir ama sen yazın ortasında bunu göremezsin; mevsimler dönerken insanlar hep böylesine yapar ya, karşındaki şömine gibi yanar bir miktar, sonra küllünü bile senden saklamak için sokaklara savrulur.

    şimdi önümde boş fincan, camın dışında sararan yapraklar; ne zaman bir ilişkiye başlasam bu sokaklara bir tane daha donmuş doksan'lı yıllar hatırası meyve levhine benzer bir şahitlik kalıyor. anlamıyormuş gibi yapan da insan, anlamayanı oynayan da; bazısı zaten ancak canı yanınca gerçeği duyar, diğerleri ise tam tersine mesafeyi bir koruma'dır sanır. hüznün mimarisini bilmiyorum, ama mühendisler bile açık plan yaşar, biz insanlar artık hayalleri planbolarıyla.. o yüzden boşta olan her casusluk masalın sana yedi kez seni aramasıyla başlar, her deli dmen ardından yalınayak sökük...