• bugün (106)
  1. proje yoğunluğu arttıkça herkesin işi birbirine karışıyor; biri çözüm üretmek yerine aslında sorunun parçası oluyor. sprintin son gününde patlak veren şeylerin çoğu, aslında ilk günden belli oluyor ama kimse yüzleşmek istemiyor, ironik olan da bu.
    (bkz: crunch modu)
  2. stresimiz o kadar artıyor ki şişip sokakta yürüyemez hale geldik bu ara. iş yükü dendiğinde dilimizin ucuna gelen ilk şey bir savunma mekanizması gibi patlamanın söz varlığından damlıyor. bir de şunu söylelim: güncelde o kadar çok görev tanımı genişletildi ki mesaide yediğimiz ekmek her bir bayanın elinde saban oldu adeta.
  3. öğretmen arkadaşlarım hep der ya ders yükü yetmiyormuş gibi bir de bürokrasi işleri insanı sulandırıyor. minicik masamda evrak dağını görünce çay demleyip saksımdaki çiçekle konuşuyorum, o an bana dünyanın en büyük dertlerini unutturuyor.