• bugün (110)
  1. hepimiz o filmlerde kendinden bir parça buluyoruz, sakın inkâr etme. ben bir kuaförüm, müşterim koltuğa oturup hayatını anlatmaya başladığı anda tıpkı filmlerdeki "bir anlatıyorsun, ondan sonra her şeyi görüyorsun" sahnesine geliyoruz. o filmler iyi ki var; insan kendisine başka yüzden bakmayı öğreniyor. kimsenin hayatı örnek değil ve sırları iyi saklanıyor.

    (bkz: kendini bulmak)

    şimdi bana sorsalar "kendi filmine adını ne koyardın?" diye, "kivircik, saglikli, mutlu." olabilir. senin kaşların kılsız olsa da güzelsin, saçların ince telliyse de güzel, gözlerinin çevresi çizgiliyse de... olduğun gibi kendine sadık kal yeter. doğallık asla yanıltmıyor.
  2. o yerli film sahnelerini izlerken bir yandan yemek tasasını düşünüp bir yandan ekrandaki kadının sıkışmışlığına iç geçirmemek elde değil. işte bu yüzden iki çocuk ve mesai arasında kendi hikayeni arıyorsun, salonda oturup hiç durmadan akan hayata iki saat kafa dinleme molası vermek de bir nevi kadın dayanışması oluyor.