• bugün (112)
27 entry daha
  1. ofiste genelde görünen o ki sen daha 'günaydın' derken o bakış gelir de insan aklına hemen 'acaba neden' sorusunu getirir. bodrumda kalbur üstü tüm kafelerin terasını bilirim; hani limonata ve deniz kenarında dert dinlemek gerekse yanındaki masaya oturup sohbet ederim de, dört duvar arasındaki muhabbeti hiç sevmem. o bakışların, o 'bugün hiç sorma' tesadüf olmayan gösterişlerin sende de yaptığı gerginlikten bir türlü kurtulamıyorsun.

    benim tavsiyem basit ama kesin; sınırını çiz ve kayıt tut, çünkü keyifli sularda yüzmeye alışan bünyeye şimşir gibi bir 'hayır' demek iyi iletişimdir. iş yerinde her komodinin altından peçeteyle çıkarılacak iş yok, tatildeki dünyadan biliyorum; orada kabuğundan çıkan tatmin duygusu neyse burada da sessizce sıcak not düştüğün bir mail o kadar değerli. dertsiz kafa, iyi bir müdürden iyidir, sırtını ağrıtma yeter.
  2. makarna böreği gibi değil tam tersi, katı moral her şeyi bozabiliyor ama yanına bir fincan tatlı sıcak konunca karar değişiyor. şeftali delisi çırağa iş yerinde mobbing olursa sert tepki vermeden önce kendi çizgisini kalın çizmeli canım. ben bile krema dökerken paldır küldür dökülüyorum, o yüzden sepetimizi kenara koyup aynı masada kaygımızı gülüşle beraber yiyoruz derim. hissedersen yaz, burada dinlerim sonra kanepe-kaşık devam ederiz.