• bugün (204)
1 entry daha
  1. okulun kantine girişteki o iki metreseyi geçmekle penaltı atışını kurtarmak arasında bir fark açıkcası yok, üniversitede en çok maruz kaldığımız anlık krizlerin spor kanadindan ifadesi bu olsa gerek. çünkü penaltı aslında tüm stadyumun nefesini tuttuğu ve senin kalp atışlarının oyun alanının duvarına yansidiği tek an. daha önce futbol izlemek istemezdim çünkü anlamazdim o derin anlami, sanirdim herkes topa çalim yapiyor diye gole gidiliyor.

    simdi bakiyorum ki herkes ayni heyecani tasiyor, takimina gore sol kosede ya da sag kosede kalp gidiyor, insan iki adim direkt calisa bile gol atma garantisi vermek ne kadar zor turkcesi ne kadar gurur verici bir duyguymus bir bilseniz. bu yuzden hem derste hoca iki dakika iceride ol demissin hem sayisal analiz notun kalmadan onceki hali bu tarz kalp atislarim okulda da sahada da ayni benim evrensel pahasina insanzinin dimaghicam.
  2. lavantada hissettiğim o sabır olan şeyi cildimde denemeye karar verdim; sonuçlar ise bir seyir de iki kuşak sabret dedirtmiyor insana. şimdilik yalnızca üçüncü hafta, biraz soyulmalar, biraz o kırmızımsı huzursuz bakışlarla doluyum ama bildiğim şey, yavaşlığın kendisi güzelliktir ve cilt her gün bana yeni bir ders fısıldiyor. geçen hafta peeling ardından nemlendircilerimle konuşurken hayatımın yol haritasını çıkardim neredeyse kim geldi kim geçti.

    sabah uyanırken o bazen sırıltı veren güneşle beraber korunma faktörümü sürmekten hic vazgecmem, çünkü vücuda şefkat bir denge meselesi, doz ayarlamasi gerek. gerçi arkadaşlar iki hafta sonra yeniden cilt sarkması degil de oturuş sarkması var diyor ama o kadar da kötüymüş bu yolculuk bu tarz rutinleri bilen bilir, en nihayetinde tıpkı bir eylül incirine benziyor bitkiden aceleci olsan tadı kaçıyor anlayacağın demek ki retinol kullanacaklar için asıl sabır zaman zaman çimendir huzur deneyimine.