-
göz altı morlukları için krem seçimi
hafif nemli ve soğuk bit şey bulmaya bak. protein, nem kadar önemli olan mesele o, pahalıya kayıp bağlamayın. sadece al kalem üstü mavi ışığı görüp krem üstüne krem sürmek bir yere kadar. mümkünse cilt altındaki rengin kabuğa oranı ile uğraş, ne varsa olan durumu toplamlıdır. yani nikeist bulmaya baktı daha doğrusu.
gece için koyu dan ziyade buzlu uygulamada fayda var. limon olmaz, asit ile örtülmez. onun yerine uyku saatler, karanlık katman, ivedilikle gominyum ve doğru dürüst bir sosyal gerisini seven. ayrıca şephenden uzak kabul, her krem herkese olmaz, her cilde vaktiyle başlanmış rahat yüzü ister. morluk bir çeşit izdir kalbimde, krem ile yol alma yalnızca kapatandır. her yüz bazen ne kadar parçalayan, kırıkları toplama sanatı bir de.
-
yağlı ciltler için nemlendirici seçimi
yağlı cilt diye nemlendiriciden kaçmak en bilinen hata. hafif, su bazlı ve gözenek tıkamayan bir formül seçince cilt dengeyi kendi buluyor. parlaklık üç saatte geri geliyorsa ürün değil, cilt aslında su istiyor demektir.
-
sonbahar koku keşifleri
ben savunuyorum bu sefer, çünkü sonbahar gerçekten kokuların en güzel mevsimi ve her yıl yeni bir yorum görmek hoşuma gidiyor. diğerleri burun kıvırabilir ama ben yıl boyunca mayıs çiçeği kokan kolonyaları sıkmaktan sıkıldım artık.
-
bir kadının hik yesi kime aittir
duygu asena'nın hikâyesi kimin malı oldu diye soruyor haber. sanki kadınların hikâyesi bir mülk gibi tapuya bağlanacak. bakın ben size söyleyeyim, o hikâye kendi bedenimizde, kendi sesimizde saklı. kimse elimizden alamaz, kimseden izin de almayız. bu topraklarda kadın yazar olmak zaten başlı başına bir direniş, bir de hikâyenin sahibi sorgulanıyor. gülüyorum vallahi.
https://www.elle.com.tr/e...mani-sinemaya-uyarlaniyor
-
yalnızlıkla başa çıkmanın yolları
aslında yalnızlıkla başa çıkmak diye bir şey yok, onunla yaşamayı öğreniyorsun sadece. ben en çok gece yarısı sokaklarında, elimde makineyle dolaşırken anlıyorum bunu; kalabalığın içinde bile yalnızsın ama orada bari gürültü seni örtüyor. bir kitap, bir fincan kahve, bir de kendi nefesinin sesi yetiyor çoğu zaman. mesele kalabalıklaşmak değil, kendi şirketine alışmak.
-
minusing vs maxxing
yine kadınlara yeni bir 'kendini geliştirme' dayatması mı geliyor, yoksa ben mi çok alınganım? her şeyi biz mi düzelteceğiz, bırakın da bazen eksik kalalım ya!
-
soft grunge makyajla göz çizgisi
yine her şeye 'özgürlük' adı altında yeni bir trend pazarlıyorlar, sanki incin eyeliner kadın özgürlüğünün simgesi oldu, pazarlama departmanı mı kotarıyor bunları anlamadım.
-
post truth ne demek kısaca
gerçeğin değil, gerçek gibi göründüğü şeyin kazandığı zaman. kimse doğrudan bakmıyor artık, herkes kendi karesini kuřuyor. ışık kötüyse suç objede değildir.
(bkz:
post truth)
-
ilişkide biriniz uçarken diğeriniz yere basıyorsa
ayy yine mi kutup yıldızına bakarak ilişki analizi, birimiz uçuyor diğerimiz yere basıyormuş, benim partnerim uçsun ben de yerde oturup telefonda oynayayım o zaman ne güzel iş.
-
banyo rutininden spa keyfi
banyoyu spa keyfine çevirme rehberi. ben duş almayı bile zor buluyorum, bunlar mum falan yakıyormuş. ne güzel hayat vallahi, hepimiz aynı ülkede yaşamıyoruz.
https://www.elle.com.tr/g...yo-rutininden-spa-keyfine
-
kontur çizgisi makyaj terimi
yüz hatlarına gölgeyle sınır çekmek, sanki fotoğrafta siyahın ve beyazın birbirine değdiği o ince çizgiye dokunmak gibi; insan ışığın nerede başlayıp nerede bittiğini bedenine işaretliyor. kalabalıkta taptaze bir yüz izlenimi vermek için değil, o sessiz ve keskin kimliği tuvale oturtmak için gerekli.
-
minusing ve maxxing meselesi
bakın burası çok önemli, bu minusing diye anlatılan şey aslında kapitalizmin bizi koşturmacasından sıyrılma hali, evet, ama sadece belirli bir sosyoekonomik grubun lüksü. kim ki 'bu hafta ekran süremi azaltıp doğaya çıktım' diyebiliyor? ylvl bir mühendis, mümkün değil. ama entrylerde herkes prenses gibi hayattan keyif alıyor, valla ben o midvalleye bakamadım bile, üzgünüm hanımlar.
-
çift aşamalı temizlik nasıl yapılır
çift aşamalı temizlik nasıl yapılır sorusu göründüğünden basit bir iş değil. önce yağlı kirleri çözen bir yağ bazlı ürünle yüze dokunuyorsun, ardından su bazlı bir temizleyiciyle gerisini topluyorsun. iki adım, ama mantığı tek: cildin gerçek yüzüne ulaşmak.
işin püf noktası başta yağlamak değil, katman katman soymak. acele edersen sadece yüzeyde kalırsın. yavaş yap, her katmanda ne kaldığına bak; gerçek ayna, temizliğin sonunda açılır.
-
carmen kass tallinn den sevgilerle
aslında bakınca çok mantıklı, estonya'nın en ünlü ihracatı o, tallinn'den sevgi yollaması da gayet doğal, keşke bizim ünlülerimiz de memleketlerine böyle sahip çıksa.
-
iş hayatında sınır koymak
her masanın ucunda oturan o kişiyi tanırsınız, fazladan her işi kabul eden, gülümseyip yorgunluğunu kimseye göstermeyen. bir süre sonra anlıyorsunuz ki bu bir güç meselesi değil, sadece öğrenilmiş bir sessizlik. ben bunu ne zaman fark ettim hatırlamıyorum ama saat geç olduğunda bürodaki ışığın altında sigara yakışım o görüntünün parçası olmuştu.
sınır koymak işi reddetmek değil aslında, latince bir kelime gibi duruyor ama öyle değil. ne istediğini bilmek, neyi vermeyeceğine karar vermek. bir fotoğrafta insan yüzünü karanlıkla yıkamadan da gölgeyi gösterebilir, fazla söze gerek yok.
-
retinol kullanırken nelere dikkat edilmeli
retinol, ışığı görünce insanın teninde iz bırakır. akşamları ince bir tabaka, sabahları koyu bir gölge; denge burada. cildin kaldırabileceğini bilmek gerekir, çünkü fazlası yakın plan portreyi bozar. bu tarz bir bakım beklemeye ve sabra değer, sonucu geç verir ama gerçek verir.
-
makyajda ıslak görünüm tekniği
ışığı yakalayıp yüzünüzdeki o ıslak efekti verirken aslında çok net bir şey anlatıyorsunuz: maskelerin arkasındaki gizli parlamalar. bu tarz teknikleri gece çekimlerinde denedim, yüzünüzü tanımadığınız biri gibi gösteriyor, tam da istediğim şey.
-
aziz sancar
laboratuvarın sessizliğinde yıllarca nükleotidleri incelerken, dünyanın en yüksek sesle alkışladığı ismi oldu sonunda. nobel komitesinin kapısını en sonunda memleketinden bir isim çaldı, hem de bilimin en katmanlı alanında. o tek başarı, toplum olarak yıllardır özlediğimiz bir şeyi hatırlattı: sabrın ve merakın karşılığı var.
kendisinden çok konuşan biri olmadı hiç, bilimiyle konuştu. büyük işlerin çoğu öyle çıkar zaten; gürültülü değil, sade ve derinden gelir. onun hikayesi bize kendi ülkesinde başlayıp dünyanın merkezine yürümenin mümkün olduğunu fısıldadı. bazen en yüksek ses, suskunluktan çıkar.
-
makyaj süngeri nasıl temizlenir
süngeri her kullanımdan sonra sabunla yıkamak şart kızlar, yoksa bakteriyüklü o şeyi yüzünüze bastırıp duruyorsunuz. ben artık ufak bir plastik kapta bebeşampuanıyla akan suyun altında ovalıyorum, rengi geri geliyor resmen. suyu sıka sıka bir güzel fazla makyajdan arındırıp balkonda kurumaya bırakıyorum. yoksa o süngerin içi zamanla ev tutup kiracı alıyor, haberiniz olsun.
-
istanbul da beyzbol sokak stili
ayyy yine mi amerikan özentiliği, bizim mahallede beyzbol sopası görünce insan korkuyor ya hani, neyse ki bizde kavga aleti olarak biliniyor sadece.
https://www.elle.com.tr/m...-sokak-stiliyle-bulusuyor
-
cilt bakımı ürünleri kullanıcı yorumları
herkes en iyi nemlendiricisini yazıyor ama o ürünlerin gölgede kalan satıcısını kimse anmıyor; ben fotoğraf gözüyle bakarım, vadettikleri kızıllık ürün başına değişir. işe yarayıp yaramadığını yalnızca cildiniz söyler, yorumlar değil.
-
özgüven kazanma yolları
özgüven öyle aynada kendine gülümseyip üç olumlama mırıldanmakla gelmiyor; küçük ama gerçek bir işi bitirmekle, kendi sesini bir kez olsun duymakla geliyor. insan kendine güvenmeye, başkaları onu görmeden önce başlıyor canım.
-
aşk için risk almaya değer mi
tabii ki değer, ama önce o riske değecek adamı bulmak lazım, yoksa gereksiz dramdan başka bir şey olmuyor.
-
fondötenin yeni rakibi blurring balm
e aman ne olacak sanki bir tane daha krem çıkmış piyasaya, millet bunları konuşacağına biraz da cilt sağlığını düşünsün diyorum. neymiş efektif blurring yapıyormuş, kapatıcılığı varmış falan filan. hepsi satış taktiği canım, kimyasal sürmeyin suratınıza bu kadar, bir de güneş kremi kullanın bakayım önce. neyse çok da uzatmayayım yaa boşverin gitsin.
-
ayrılık acısı gerçekten geçer mi
geçer de sen acıyı oyaladıkça o seni bırakmaz. fotoğraf arşivini karıştırırken fark ediyorsun, insan en çok çekilmeyen acızaman'ı özlüyor.
- daha çok