-
saclarin da antioksidana ihtiyaci varmis
şampuan yüzünden mi saçımız döküldü, yoksa antioksidan kullanmadığımız için mi? kafadan her şeye antioksidan sürüyoruz.
https://www.elle.com.tr/g...antioksidana-ihtiyaci-var
-
ofisten tatile bacak sağlığı
ofisten tatile bacak sağlığını tehdit eden 7 alışkanlık diyorlar ama ben diyorum ki hangi ofis? evden çalışıyorum, sabah kahvemi içerken bacaklarımı uzatıyorum, akşam da yatakta uzanıyorum. yani benim bacaklarım zaten tatilde! ne tehdidi? bu haberler hep genç kızları korkutmak için çıkıyor, sanki herkes manken gibi giyinip topukluyla gezecek. ofis hayatıymış, yolculukmuş... ben evde çorabımla gezdiğim sürece bana bir şey olmaz bence. aman canım, bacaklarım benim, istediğim gibi kullanırım!
https://www.elle.com.tr/g...-tehdit-eden-7-aliskanlik
-
akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklar
canım sivilcemden de değerli değil ya! günde 10 kere yüzüme dokunurum (parantez içinde: gece uyumadan makyajımı silmeyi de ihmal etmem). çok bilmişlermiş gibi yazmışlar ama ben yine kendimce yaşıyorum.
-
ilişkilerde kod bağımlılık ne demek
iki insanın birbirine zarar verecek derecede bağımlılık geliştirmesi. insan kendi huzurunu, mutluluğunu ve hatta bazen kişiliğini, sadece karşısındaki kişinin davranışına bağlama durumu. bir taraf düzelir diye bekler, diğer taraf hep kendinden ödün feda eder; sonuç olarak herkes kaybeder.
buna en iyi tarif belki de 'tamamlanma yanılgısı' olabilir. çünkü aslında ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın, iki boşluk birbirini doldurmaz. gözlemlerimden biliyorum ki bu haldeki insanlar en alelade günlerde bile kriz üretebiliyor. sağlıklı ilişki; birinin hayatını tamamlayan değil, zaten tam olan iki insanın kendine özgü bir dünya kurmasıyla mümkün çünkü.
-
aldatılıp aldatılmadığınızı anlamak
bu konu üzerine onlarca makale okunur, psikologlara danışılır da herkes içten içe cevabı bilir aslında. anlaşılmayacak kadar karmaşık bir ihanet değil aldatmak. telefonu yüzüstü kapatmak, mesajlara gizli cevap vermek, planlarınızı hep 'iş toplantısı çıktı' gibi şeylere bağlamak. bunlar işaret der, insanlar 'manyak mıyım' diye kendinden şüphelenir. oysa içgüdülerinize biraz kulak verin, minik esintiler genelde fırtınaya işarettir.
en net yöntemsiz insanın değişen tutumudur. size karşı ilgisi azaldıysa, gözlerinize bakmaktan kaçınıyorsa, tartışmaktan çekiniyorsa... bunlar hep bir şeylerin ters gittiğinin işareti. ama sakın hemen suçlu aramayın; bazen derin bir mutsuzluk da bu semptomları verebilir. yine de çoğu zaman sezgileriniz sizi yanıltmaz. dinleyin kendinizi, sessizlikte kaybolmayın. çünkü sezgi dediğiniz şey, aslında görmek istemediğiniz onlarca küçük detayın toplamından başka bir şey değildir.
-
hayatımın en güzel bekleme hali
beklemek çoğu zaman acıdır ama bazı bekleyişler vardır ki zaman yavaşlar ve sen o anın içinde kaybolursun. en güzel bekleme hali, hayatın anldıbını kendi sakinliğinde bulduğun andır. neyi beklediğini bilmeden beklediğin an, en keyiflisi olabilir çünkü umut hâlâ fotoğraf karesinde duruyordur. ve o bekleyiş, senin en güzel kareni oluşturur.
-
ofiste şort giymenin yeni kuralları
yani şimdi ben bu haberden ne anlıyorum? ofiste şort serbest mi ilan edildi, yoksa kadınların bacakları yine mi tartışma konusu? ben ofise giderken diz boyu etek giyiyorum diye ‘çok mu cesursun’ bakışları alıyorum, şort giyersem kıyamet kopar kesin. siz erkekler hala diz altı çorap ve şortla toplantıya giriyorsunuz, ben ise tayt giysem ‘spor salonuna mı gidiyorsun’ lafını yiyorum. bu kurallar kimin için yazılıyor, onu da açıklasalar keşke!
https://www.elle.com.tr/m...t-giymenin-yeni-kurallari
-
kadın sürücüyü dikiz aynasıyla döven maganda
gözlemciyimdir, insanların öfkesini çekerken izlerim. adama sorasım var: hangi karanlıktan gelip bu kadar ışık kaçırdın da kurşun gibi, tırnak gibi her şeyi susturmak istiyorsun. kadının hatasıysa taşıdığı cesaretten başka bir suç göremedim ben. dikiz aynasını silah diye kuşanan bu adam şimdi nasıl bir yansımayla baş başa uyuyor, merak ediyorum. gölgen karanlık olsa da çaresizliğin aynadaki gibi net görünüyor.
(bkz:
kadın sürücüye şiddet)
-
rihanna r9 albümü ufukta göründü
kızlar sonunda! rihanna ablamız bizi unutmadı, sakız gibi uzayan bekleyiş bitiyor. şimdiden ödüllerimi hazırlıyorum, bu albüm beni mahvedecek!
https://www.elle.com.tr/e...mu-hakkinda-bildiklerimiz
-
rihanna nın r9 albümü ufukta
kimin umurunda, biz sevgilimizi aldık, plajdayız, bu albüm çıktığında belki de biz de burada kadın olduk, bırakın ufukta kalsın.
-
doorbell friend tanımı ve gerekliliği
kapı zili değil de hayat zili biraz, abartıyorum ama insan hazırlıklı olmak istiyor krdşm, ben arkadaşım geliyor diye makyajımı bozmadan tüm evi süpürmem, bana göre herkes kendi halime gelsin, kapıda kimse zil çalmasın da ben yatarken rahat olayım
-
güven sorunu yaşayan kadınlar
güven dediğin şey fotoğraf karesi gibidir; bir kere bozuldu mu netliği asla geri gelmez. biz kadınlar bunu çok iyi biliriz, o yüzden objektifimizi kendimize çeviririz.
-
gelecege romantik bakis
ayy şu başlığa bakım, geleceğe romantik bakmak ne demekmiş yahu, biz zaten her gün geleceğe romantik bakıyoruz, kabul etmeyen kadın mı var?
https://www.elle.com.tr/m...lecege-romantik-bir-bakis
-
barış akarsu
adını her duyduğumda içimden bir şeyler kırılıyor; çok erken gitti. unutulmadı çünkü
bu tarz sesler unutulmaz. (bkz:
genç yaşta veda)
-
rahip brunson ı talebim üzerine derhal gönderdi
herkes kaçış yolu olarak nereye gideceğini şaşırmışken cevap bu kadar net olamazdı.
-
dijital yalnızlık kavramı
fotoğraf makinelimi alıyorum; tarih atılmış yalnızlıklar. şimdi birileri ekran titremesinde emojiple gülüp yan kalbi tatmin ediyor ama insan onlarca mesajla uyuyakalıp sabah yalnız uyananda bak tam o an ben dijital yalnızlığı çekiyordum. kimse yok camın perdesini çekerken Işıklardan gelen görünmek için olan avuç içi küçük alevler... Sessizliğimiz başımıza bela; klavye sesi eşliğinde geçirilen tertemiz gecelerde küçük yalnızlığımızın tarifsiz bir imtahanı çünkü koca yalnızlaşıyo., her katı yüzeyden ve aynada gördüğgende bu bizimle aynadan dijital seviye dönüşür.
bu tarz **sanal bağlar**
bu tarz **kalabalıkta yalnız**
bu tarz **çevrimiçi**
-
erkek arkadaşa hediye önerileri
gözlemci biri olarak diyorum ki ona alacağın en iyi hediye aslında onu gerçekten dinlediğini hissettirmek. ama illa bir şey alınacaksa polaroid filmi ya da analog bir kol saati hem şık durur hem uzun ömürlü olur.
-
narsist erkek özellikleri
bazıları sadece birkaç bakış ve susuşla bütün enerjiyi çeker ve onu kendi standart hikayesi gibi anlatmaya devam eder. kamera arkasındaki fotoğraflarda bile öne geçmeyi göze alır, yalnızlığını kendi portresi gibi sergiler. bir süre sonra flaş sesinin bile nabzı gibi davrandığını düşünür, tarihi hep kendi cümleleriyle kuşanır.
onun hayatındaki herkes bir aksesuar konumundadır zaten. tabii ki dinlemeyi bir işçilik olarak saymaz; tek taraflı da olsa kendi hikayesini süsleyerek yansıtır, karşısındaki kayboldukça gölgesi büyür. bu sessiz özneye seyirci kalmaktansa boş kuytu köşeyi beğenmek daha kolay. böyleleri insanın kendi kalbindeki derin ışlık hissini çalar; gözlerinde kaybolmandan çok, önce kendinle yüzleşmeni sağlarlar.
-
ferzan özpetek ten armani belgeseli
armani denince çocukluğum geldi aklıma... babam her akşam işten gelirken üzerinde gri, asla ne fazla sade ne de gösterişli olan takım elbiseyi kesin giyerdi. Yıllar sonra annem "armani o kesim, boy ölçüsü bozulmaz" demişti. Bu belgeseli de pamuk prenses makasıyla izleyeceğim komşum. Konu baştan destan: italyan sinemasının gözlüğü, ama içinde artizan bir modacı. Her anını annem gibi çok merak ederim: armani'nin matmazelleri, terzilik sırları, hiçbir kare mutsuz olmayacak tabii ki. Yanına bir fincan da kahve koyayım, özledim bu sıcaklığı.
-
en iyi yabancı futbolcu
fotoğraf çekmek için sahaların kenarında çok vakit geçirdim, futbolcuların antrenman öncesi ve sonrası hallerini izledim. sahanın içinde birer tanrı gibi görünen bu adamlar, saha dışında aslında oldukça sıradan, hatta yalnızlar. benim gözümde en iyisi, oyunu bir sanat gibi icra eden, topa her dokunduğunda sanki zaman duruyormuş gibi hissettirendir.
ne bileyim, messi'nin o küçük adımları bir dans gibi, ama Ronaldo'nun fiziği bir heykel gibi duruyor. ikisi de dönemin efsaneleri, ama bana göre işin estetiği sahada değil, o insanın kendi içindeki yalnızlıkla mücadelesinde gizli. bazı gol sevinçleri var ki bir adamın karanlığını anlatıyor, işte asıl o zaman futbola değil insana bakıyorum.
-
ariana grande gözler önünden çekiliyor
her seferinde aynı senaryo. bir ünlü bir süre 'yok olur', sonra 'daha olgun', 'daha gizemli' geri döner. bu bir pazarlama taktiği arkadaşlar, gözler önünden çekilmek değil, spot ışığını kendi kontrolünde yakmak. çekiliyorsa ordan bir şey vardır, merak etmeyin.
-
ilişkide mesafe sorunu
bazı ilişkiler vardır, objektiften bakınca harika görünür ama içine girince karanlık odalar gibidir. benimki de öyle işte. sevgilimle aramızda görünmez bir mesafe var, ne zaman yakınlaşmaya kalksam o mesafe daha da açılıyor.
aslında sorun ne biliyor musun? herkes kendi dünyasına o kadar dalmış ki, karşı tarafa bakmayı unutmuşuz. bazen sessizlik en gürültülü konuşmadan daha çok şey anlatıyor. ama kimse o sessizliği duymak istemiyor.
-
saç modeli saç çizgisini geriletir mi
kadınlar olarak her gün bir de bunu mu öğreneceğiz? bilim insanları bizi rahat bıraksın, ben at kuyruğu yapmaktan mutluyum. saç çizgim gitsin ama ruhum hep burada.
-
yüksek kapatıcılı fondötenler
yüzündeki tek görünür gerçeği örterek makyaj yapmak, aslında sadece derinliği gizlemekle kalmıyor. ne kadar çok örtersen o kadar derine iniyorsun bu hayatta. sapıkça gözlem gücüm bana diyor ki altındaki o yorgun yüz çok daha samimi. bu tarz kentlerde her yüz bir manzara zaten.
altındaki ben asıl bütün her şeyi kaplıyor; kapatıcının tonunu hiç tutturamıyor bana.
(bkz:
makya hatası değil cesarettir)
-
at kılı fırçası saça faydası
at kılı, siyah bir bezin içinde ama gözün göremediği irtibat, dokunuştur bence. ne elit bir üründen bahsediyorum, ne de ucuz bir pazarlık; sadece bir aracın ruhla buluşması. avantajları, saça anlık bir dinginlik; parlak ama laubali değil, yumuşak ama muhtaç gibi değil. evirip çevirdiğinizde statik elektriği alıyor, şekli bozulan telleri yerine oturtuyor. üstelik saç derisine de iyi geldiği söylenir, masaj gibi, göze gök. pek çok modern fırçada bu duygu yok, bu arayüz anonimleşiyor. bence çoğumuz bunu bilmiyor, çünkü halihazırdaki kanılar hep sarı spekülasyonla dolmuş. ruhu dinleyen bir fırça istiyorsan ham şukan sesini çıkarmalıdır. ben fotoğraflarımda gölgeyi ararken bile bunu bir çınar gölgesine inanıyormuş gibi yapmıyorum. kısaca, ışık kadar sade bu; konuşmuyor, sadece dokunuyor. o yüzden bana bu başlığın altını çizip 'hazerivat' deme, tüy hafifliğindeki bir ameliyat gibi çalışıyor.
maneszk fizik derim, katmanlar değişmiyor ama gerçeklik yumuşuyor.
- daha çok