- 27 entry
- 24 başlık
-
retinolün cildi cayır cayır yakması
sosyal medyadaki o porselen ciltli ablaların gazına gelip "benim ne eksiğim var" diyerek aldığım, ilk sürdüğümde hafif karıncalanma yapınca "oh çalışıyor" diye sevindiğim ama üçüncü gün suratımı ejderha nefesi değmiş gibi cayır cayır yakan meret. sandviç tekniği falan hikaye, nemlendiriciyi boca etsem de banamısın demedi, evde resmen yılan gibi deri değiştirerek geziyorum.
sabah uyanıp aynaya baktığımda vaat edilen o ışıltılı cam cilt yerine kıpkırmızı ve pul pul dökülen bir suratla karşılaşmak insana hayatı sorgulatıyor. güneş kremini sürmeden balkona adım atsam alev alacakmışım gibi bir his var, güzelleşeceğiz diye çektiğimiz bu çile bitmez. -
yağmur yağınca ankara trafiğinin felç olması
üç damla su düşünce bütün şehir ehliyetini cips paketinden çıkarmış gibi davranıyor, yemin ederim delirmemek elde değil kızlar. sabah evden jilet gibi çıkıyorsun, akşam eve dönerken trafikte geçirdiğin o sinir harbi yüzünden ruju dudağının kenarına taşmış joker gibi hissediyorsun kendini. konya yolu desen zaten ayrı bir evren, dur kalk yapa yapa balataları da yaktık, sinirleri de.
hele o arkadaki maganda sellektör yaptıkça inip topuklu ayakkabı ile araba camı kırmak istedim ama neyse ki hanımefendiliğimi bozmadım. o kadar saat direksiyon sallamaktansa keşke metroyu kullansaydım diyorum ama orada da tıkış tıkış havasız kalmak var, iki ucu sümüklü değnek resmen. ankara'nın bu gri havası yetmiyor gibi bir de kırmızı stop lambalarına bakarak ömrümüzü çürütüyoruz. -
ilişkide fbi ajanına dönüşen kadın
sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yemez; o yoğurdun son kullanma tarihini, içindeki probiyotik oranını ve üretim yerini didik didik eder.
bize deli muamelesi yapmadan önce o telefon ekranı neden sürekli masada ters duruyor onu bi açıklayın bence. -
alexandrite lazer yaptırırken edilen dualar
güzellik merkezindeki kızın "hiç acımayacak canım merak etme, sinek ısırığı gibi" yalanına inanıp o odaya girdiğim günü hayatımdan silmek istiyorum. makine her atış yaptığında derimin altına küçük yıldırımlar düşüyor sanki, o an acıdan dişlerimi sıkmaktan çenem kasılıyor resmen. bir de utanmadan jeli sürünce rahatlayacaksın diyorlar, bildiğin buzun üstünde mangal yapıyoruz haberleri yok.
işin en trajikomik yanı da bu işkenceye tonla para döküp koşa koşa gitmemiz. işlem bittikten sonra bacaklarımı hissedemiyorum ama sorsan pürüzsüzlük için değer mi, evet değer deyip bir sonraki randevuyu alıyorum. biz kadınların bu estetik uğruna çektiği çileyi mısır piramitlerini yapan köleler çekmemiştir, net. -
ilk buluşmada deri pantolon giymek
o daracık şeyin içinde kan dolaşımın durur da bayılırsan adam seni hastaneye mi yetiştirsin yoksa cool görünmeye çalıştığını mı anlasın bilemedim. hadi onu geçtim, mekan sessizleştiğinde bacak bacak üstüne atarken çıkacak o gıcırtılı sesi nasıl açıklayacaksın çok merak ediyorum. kasmayın bu kadar kızlar, temiz bir jean ve beyaz tişörtün çözemeyeceği dava yok şu hayatta. -
mauro icardi
sarı saçlarını sürekli savurması yok mu beni benden alıyor. o wanda nın neyini sevdi de o kadar peşinden koştu hala anlamış değilim. allah vergisi bir karizma var ama harcanıyor resmen o toksik kadının elinde. -
küflenmiş makyaj süngeriyle fondöten sürmek
o süngerin içinde artık yeni bir medeniyet kurulmuş, resmen koloni devri başlamış ama hala inatla o bakteriyi yüzüne pıt pıt yediriyor. sivilcelerle savaşmıyorsunuz, onlara kiralık daire veriyorsunuz haberiniz olsun.
(bkz: süngerden çıkan kahverengi su) -
kız isteme merasimi
tanımadığım teyzelerin beni baştan aşağı süzüp puanladığı, benimse tek derdimin damadı tuzla zehirlemek olduğu o garip gerginlik.
o kahvenin intikdıbını sonra kaynana burnundan fitil fitil getiriyor, haberi yok garibimin. -
sorbonne üniversitesi
o kadar parayı sırf o tarihi koridorlarda story atıp hava cıva yapalım diye verdik, yemin ederim eğitimin başka bir numarası yok. paristen elit koca buluruz hayaliyle geldik ama buradakilerin hepsi sanatsal depresyonda, resmen ruhum çekildi. -
bacakları kaymak gibi yapan vücut losyonları
kış gelince timsah derisi görünümlü bacak moduna geçen bünyem için sonunda ilaç gibi gelmiş olanlardır. yemin ediyorum sürdükten sonra pijama giymeye çalışırken streç filme sarılmış tavuk hissi vermiyor oluşu bile başlı başına ödül sebebi. o kadar para verip aldığımız, sırf ambalajı pembe diye övülen ama nemlendirmekten bihaber olan o meşhur markaların aksine, bu meret cidden işe yarıyor.
duştan sonra sürüp yattığımda sabaha kadar kaydırak gibi pürüzsüz cilt vaadini yerine getiriyor resmen. kokusu da o kadar kalıcı ki parfüm niyetine kullanıp metrobüs havasını domine edebilirsiniz. indirim kovalayıp stoklanması gereken, aksi takdirde cüzdanda kara delik açan güzelliktir.
(bkz: fakir ama bakımlı olmanın dayanılmaz hafifliği) -
aldatılınca kuaföre koşan kadın
o hırsla gidip beline kadar olan canım saçları küt kestirip bir de platin sarısına boyatmakla sonuçlanan hezeyandır. aynaya bakınca o şerefsize "bak neleri kaybettin" mesajı vereceğimizi sanırız ama günün sonunda elimizde kalan tek şey yanmış saç uçları ve kabarık kredi kartı ekstresi oluyor kızlar. biz burada kuaför koltuğunda ağlarken o çoktan yeni manitasıyla nargile storysi atıyor, kendimizi kandırmayalım. -
burç uyumu üzerinden ilişki analizi kasmak
yükseleni akrep olmayan erkeğe selam bile vermem, net. doğum saatini bilmeyen adamla ne konuşacağım allah aşkına, kripto para borsası mı? önce o harita çıkacak, o venüs retrosu nerede vurmuş görülecek sonra kahve içilir. -
duştan sonra sürmeye üşenilen vücut losyonu
o kadar para döküp indirim kovalayıp aldığım ama duştan çıkınca o nemli banyoda vıcık vıcık sürünmeye asla katlanamadığım kozmetik zımbırtısı. hani o instagram influencerları gibi ipek sabahlıkla gezmiyoruz evde, pijamayı çekince bacaklarıma yapışması hissi resmen ömür törpüsü. yine de o süslü şişeleri görünce dayanamayıp alıyorum, banyo dolabım yakında sephora şubesine dönecek haberi yok. -
öğrenci işleri
bugün yine beni benden alan, o suratsız memuresiyle ruhumu emen, okulun en toksik ilişki yaşanan birimi. ayol alt tarafı bir öğrenci belgesi istedim, kadın sanki benden böbreğimi istemişim gibi suratıma baktı. o içerideki bitmek bilmeyen kısır günü havası ve ellerindeki o soğumayan çay bardakları yüzünden benim gibi çıtı pıtı kızı bile çileden çıkardılar resmen.
zaten kadının o dip boyası gelmiş saçlarıyla bana üstten üstten bakması yok mu, ay deli oldum! tatlım azıcık enerjik ol, azıcık gülümse. neyse ki çıkışta kızlarla bir starbucks terapisi yaptık da sinirim geçti, yoksa yemin ederim masayı devirecektim üzerine. -
küt törpü yapayım derken tırnağı yok etmek
üç kuruş kâr edeyim derken banyoyu kan gölüne çevirip kurban bayramı simülasyonu yaşatan, kuaförlerin ahını aldığımız eylemdir. o kadar uğraşın sonunda ortaya çıkan şekil küt değil resmen yamuk olunca gelen ağlama hissiyle ojeyi taşıra taşıra sürmek de cabası. -
pahalı leke serumlarına para dökmek
içeriğindeki arbutin oranını hesaplarken evde küçük bir kimyagere dönüştüm ama o inatçı lekeler maalesef ancak filtreyle geçiyor tatlım. yüzüne o kadar asit boca edeceğine zamanında güneş kremi sürseydin şimdi bu şişelere tapınmazdın. -
narsist manitayı ilk buluşmada eleme yöntemleri
sipariş verirken garsona bile sanki küçük bir ülkeyi yönetiyormuş gibi üst perdeden davranıyorsa topuklarınız poponuza vura vura kaçın bacılarım.
zira bu tipler dünyayı kendi etrafında dönüyor sanır, o baş dönmesini aşk sanıp yanmayın. -
görücü usulü
ayol ben bu işin kitabını yazdım, iki teyzenin oturup biyometrik analizle genetik uyum yakalamaya çalıştığı dünyanın en karmaşık flört algoritmasıdır. kuantum fiziği bile yanında halt etmiş, asıl bilim kahve tepsisini tutuş açından karakter analizi yapan görümcelerin beyninde dönüyor. -
50 tca peeling ile deri değiştirmek
kızlar şimdi o elinizdeki düşük yüzdeli asit şişelerini yavaşça yere bırakın, bu işin kitabını yazmış biri olarak söylüyorum ki gerçek olay yüzü komple yakıp küllerinden doğmaktır. zamanında cildi cam gibi yapan asitler uğruna suratımı kıpkırmızı domatese çevirmişliğim var ama alttan çıkan o bebeksi dokuyu görünce insan çektiği acıyı anında unutuyor. yine de bu asitleri yüzüne sürüp sonra güneşin altına yatmak gibi bir hataya düşerseniz geçmiş olsun, leke tedavisinde başarılar dilerim.
peeling sonrası o soyulma evresinde sabırlı olmayıp derileri elle koparan sabırsız insan modeline dönüşürseniz suratınız haritaya döner benden söylemesi. evde vampir gibi yaşayıp 50 faktör güneş kremiyle banyo yapmayı göze alamayan bu topa hiç girmesin, sonra ağlayarak günlüğünüze yazarsınız.
(bkz: yılan gibi deri değiştirmenin dayanılmaz hazzı) -
en etkili leke giderici serum
kimyager edasıyla içerik listesini didik didik edip yüzüme sürdüğüm an cildimin 'abla büyüksün' diyerek aydınlandığı o mucizevi şişelerdir. istikrar abidesi olmadan iki günde bebek gibi cilt bekleyenler gitsin yüzüne yoğurt sürsün, biz burada yüksek bilim ve sabır konuşuyoruz tatlım. -
manifesting
evrene pozitif enerji yollayacağım diye ritüel malzemelerine servet harcamak suretiyle denediğim ama günün sonunda elimde sadece eski sevgiliyi stalklamak ve bolca kokulu mum ile baş başa kaldığım modern zaman zırvası. -
flört döneminde yapılan mülakat hataları
kızlar olaya tamamen ik firması ciddiyetiyle yaklaşmanız lazım, yoksa love bombing tuzağına düşüp deneme süresinde kovulursunuz. adayımız ilk buluşmada sürekli kendinden bahsedip eski sevgilisini kötülüyorsa bu "önceki iş yerinden olaylı ayrıldım" demektir, direkt eliyoruz. biz burada hayatımızın projesini yönetiyoruz, kpi'ları tutmayan adamla vakit kaybedemeyiz.
lütfen profesyonel olalım, o süslü cümlelere kanıp cv'sindeki devasa boşlukları görmezden gelmeyelim.
(bkz: referans kontrolü yapmadan aşık olmak) -
eski sevgiliye inat glow up süreci
kızlar o rimel aktığı an maçı kaybedersiniz, hemen silkelenip o parayı the ordinary stoklamaya harcıyoruz. adam gitti diye karalar bağlayacağına git bi dudak dolgusu tazelet, cildin ışıldasın ki haspam kör olsun. biz bu dünyaya ağlamaya gelmedik, o cilt bariyeri onarılacak o kadar.
(bkz: gidenin arkasından aha bha serum dökmek) -
evde kalıcı oje çıkarmaya çalışmak
kızlar youtube videosu izleyip gaza gelmeyin, ben o profesyonel manikürcü havalarına girip asetonlu pamukları alüminyum folyoyla parmaklara sararken kendimi nasa projesinde sandım ama sonuç hüsran. o portakal çubuğuyla kazırken çıkan ses ruhumu çizdi resmen, tırnaklarım şu an kağıt helva kıvamında. üzerine rüzgar esse kırılacak hale geldi, üç kuruş kar edeceğiz diye elaleme madara olmayalım, gidin insan gibi çıkarttırın.
(bkz: tırnak etini koparınca gelen pişmanlık) -
toksik manitanın red flaglerini kapatan fondöten
estee lauder double wear bile olsa o yalanları kapatamaz aşkım, boşuna paranı harcama. biz direkt beton mikseri çağırıp konuyu komple kapatalım bence.
(bkz: manipülatif erkek terörü) - daha çok