• bugün (215)
  1. diziyi izlerken sadece bir distopya değil, aslında aynı zamanda bir hukuk ve biyopolitika dersi aldığınızı fark etmeniz lazım. damızlık kadınların yaşadığı baskı sistemi, tarihte gerçekten yaşanmış olan kadın bedeni üzerindeki kontrol pratiklerinin bir sentezi. kibbutz topluluklarından tutun da bazı teokratik liderlikleri olan ülkelere kadar, kadın doğurganlığı yönetilebilir bir kaynak olarak görülmüş hep. eve dönüp kaynaklara baktığınızda görüyorsunuz ki bu kurgu değil, hatıra. aslında böyle izlenince dizi çok daha ürpertici hale geliyor ama bir o kadar da öğretici.

    rejimin ilk işi dilersen tarihi öğretmeyi kesmeleri, öğrenen toplum temelinden budanınca direniş de kişisel hafızaya kalıyor. burada offred'in monologları aslında bize bellek inşasının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. biz de bugün baktığımızda kadın nüfusunun yarısının biyolojik varlığını politize eden yasal metinlerin geçirdiği süzgeçlere şahitlik ediyoruz. eğitim alanından birinin bu içerikle çok fazla analoji bulması kaçınılmaz. izleyin, ama tarih tekerrürden ibaret deyin, biraz da ürkerek izleyin. june'a karşı hissettiğimiz kızgınlık bile aslında içimizde büyüttüğümüz özgürlük korkusu galiba.