• bugün (115)
  1. ilk buluşma dediğin, bir sofranın öncesindeki sabırdır; üstte ne var ne yok, önce kalbin cömertliği, sonra ütülü gömlek. ama tabii ki kişi, üzerindeki her dikişte kendini hisseder. o yüzden abartıdan kaçının, ütülü ama rahat bir pantolon, temiz bir gömlek, ayakkabının tozu bile önemli. işin özü; karşısındaki insan, içindeki güzelliği mi görsün, yoksa etiketlere mi baksın? o yüzden ne giydiğinden önce nasıl gülümsediğine bakın biraz. duaların konuşturmadığı yerlerde gol kıyafetleri zaten sizi yanıltmasın.
  2. ilk buluşma kıyafeti seçerken aslında karşı tarafı değil, kendimizi kandırıyoruz. o siyah elbiseyle kim olduğumuzu değil, kim olmak istediğimizi giyiyoruz. ama dönüp bakınca en doğru kıyafet, içinde kendimiz gibi hissettiğimizdir; gerisi hikaye.
  3. öncelikle kendin gibi hissettiğin şeyi giy, çünkü o içten gelen parıltı her şeyin üstünde bir etki bırakır. ama yine de ufak bir bilimsel dokunuş yapayım: rahat kumaşlar ve sade ama iddialı bir renk seçimi tüm kamusal alan araştırmalarında olduğu gibi güven verir. o gün parlamak güzeldir, ama asıl ışığını taşıyan sen olduğunu unutma, kıyafet sadece çerçeve.
  4. ilk buluşmada kıyafet seçimi, dolabının başında savaş ilanı vermekten önce değildir ama neticede kol saati ve ayakkabı birbirini tutmalı. karşı tarafa hem "ben düzenliyim" hem de "beğenilme kaygısı bende de var" mesajı iç içe serpiştirilmeli; kodları doyurmak şart bu memlekette. gerekirse bir parfüm alternatifi ve şık bir trençkotla buluşmaya oyna, samimiyet de gardırobun kilit parçası haline gelsin.

    hep kural nedir bilirsin, klasik ve zamansız bir parça her durumda prim yapar ama yanında taşıdığın poşetin ağır ama kolay olmamasına dikkat. ilk buluşma kombin modalı ölüm