• bugün (33)
/ 2  
  1. ilk zamanlar o hırıltılı nefesi bile ninni gibi gelirken, şimdi adamın ciğerlerini söküp balkondan aşağı atasım geliyor. televizyon karşısında göbeğini kaşıyarak yatarken çıkardığı o gereksiz sesler resmen ömrümden on yıl çaldı. mutsuzluk denen şey tam olarak o kirli çorapları sepetin içine değil de tam yanına fırlattığı o kara saniyede başlıyor kızlar, maalesef ki geri dönüşü falan yok.
  2. flört döneminde o adamın gülüşüne şiirler yazarken şimdi televizyon karşısında çekirdek çitleyişi bile sinir krizi geçirtiyor bana. prenses şatosundan sürekli kirli çorap toplanan bir hizmetçi simülasyonuna tam olarak ne ara geçtik asla bilemiyorum.

    gece yanımda yatan o varlığın çıkardığı anlamsız sesler evrimin tersine işlediğinin kanıtı gibi, cidden akıl sağlığımı kaybetmek üzereyim.
  3. kızlar inanın bana o çok aşık olarak evlendiğiniz adam, bir noktada salonun ortasında duran ve sürekli kırıntı döken porsuk bir sehpaya dönüşüyor. başlarda kıyamadığınız o masum halleri zamanla sinirinizi bozuyor, adam su içerken çıkardığı o lık lık sesi yüzünden kafasında vazo kırma planları yapmaya başlıyorsunuz.

    kendinizi banyoya kilitleyip ağlarken "ben bu vizyonsuz sığırla aynı yastığa nasıl baş koydum" dediğiniz o aydınlanma anı var ya, işte mutsuzluğun tam başladığı yer orasıdır.