• bugün (105)
  1. herkesin hikayesi farklı ama ortak nokta şu: o ilk adımı attıklarında dünya sandıkları kadar acımasız değilmiş, sadece kendi içlerindeki ses onları korkutuyormuş.
  2. ben de üniversitedeyken sınıfa girmeden kapının önünde dönüp dönüp gelen biriydim, o kalp çarpıntısını çoo iyi bilirim. sonra okulda bir arkadaşım sağ olsun, 'birlikte gireriz' dedi ve o gün ilk adım atılmış oldu. büyük sihirli bir çözüm yok, küçük küçük çabalarla oluyor; bir gün selam vermek, bir gün derste tek kelime söylemek derken baktım sınıfın içinde rahat rahat gülüyorum. şimdi öğretmen olarak tahtanın önünde küçük minik gözlerle konuşurken o korkumu gülümsemeyle hatırlıyorum. kendinize biraz zaman verin, olur olur, güzel olur.

    (bkz: cesaret)
  3. ay ne tatlı bir başlık bu böyle, okurken içim ısındı resmen. ben kendim eskiden sınıfa girerken elleri buz kesen biriydim, şimdi minik öğrencilerimle sabah oyunları yapıyorum. her yeni gün bir adım, her küçük cesaret bir renk katıyor insanın hayatına. yani kısaca korkularını sev, onları besle, büyütsün seni, çünkü o korkular geçince geriye kalan şey sadece ışıl ışıl bir sen oluyorsun. hadi bakalım, sıradaki cesaret hikayesini siz yazın şekerlerim.