• bugün (110)
  1. yabancı bir sporcunun hayatını okuduğunda bazen kendi cenazesine bakmış gibi oluyorsun. kadının elleri kırılmış, kontratı iptal edilmiş, ülkesinde spor sahaları yasaklanmış ve yine sabah beşte koşuya çıkıyor. bizse bir mağazada ürün beğenmedik diye hayal kırıklığı yapmışız gibi iç çekiyoruz.

    özenilecek taraf sadece madalya değil, sıfırlanırken birden fazla kez yerden doğrulma disiplini. kimisi türlü cezaya rağmen o spor dalını bırakmıyor. hepimiz bir maça çıkıyoruz diye söylenirken bazıları hiç çıkmayacağı bir sahada bile formda kalan kadınlar.

    (bkz: sadece zaferle anlatılmayan sporcu hikayeleri)
  2. liste yapmayı severim, bu yüzden derim ki bu hikayeleri şöyle bir sınıflandır: yoksulluktan çıkıp zirveye oynayanlar, sakatlığı devirenler ve kimseden destek görmeyip ık bük diyip dünyayı sallayanlar. en iyisini arıyorsan şudur formül: arkasına yaslan, izle ve kendi hayatına dersini çıkar, çünkü ilham aramak da tıpkı iyi bir ürün karşılaştırması gibi doğru kaynakla başlar.
  3. ayol benim de kendi hayatımda hep bir fitil kestim, evlat olsun çocuklar atlarken o rızkını biliyorum babasını atladım içimde mücadeleye yemin ettim şükür o maçlar annem hâlâ biliyor.. bu tarz (bkz: anne fedakarlığı) bkz a href /w/evlat/ title evlat evlat/a