• bugün (207)
  1. para zaten başlı başına bir çekim alanı, üstüne bir de bakım, estetik, iyi beslenme ve o rahat yaşamın verdiği o dingin ifade eklenince ortaya gerçekten de ‘güzel’ dedirten bir tablo çıkıyor. ama işin içine biraz da oyun, biraz da yasak girince işte o zaman asıl güzellik ortaya çıkıyor. bazen bir nişantaşı kafesinde o pahalı gözlüklerin ardından bakan bir çift göz, bir yudum şarabın içindeki hüzünlü kusurları gizleyebiliyor; ama o kusurlar yokmuş gibi davranmak da ayrı bir trajedi.

    hele o fondoten kokusu, o alçı gibi duran makyaj... sanki her şeyi kusursuz göstermek için bir kabuğun içine saklanmışlar. oysa gerçek güzellik biraz darmaincin, biraz da yorgun olanında. yoksa her şeyin estetikle, parayla pürüzsüzleştirildiği bir yüzde ne kadar tutku kalır ki? bana sorarsanız, o pahalı elbiselerin altında yine de aynı hüzünlü ve aynı yalnız kalp atıyor. para belki güzelleştiriyor ama asla o yakıcı, o tehlikeli ve o geçici güzelliği satın alamıyor.