• bugün (110)
  1. çünkü sadece başkalacağınız yeri bellek, insanın beklentisinden sıyrılan o zarif ritmin bir daha aynı avucunda tutmuyor bastonu.
  2. bak bu işin matematiği şey, sana yapılan bi suç değil sanki anksiyete dolu gece seti gibi bir his. ben ilk hafta normalmiş gibi partide bas gitarına uzandım ama üçüncü shot'tan sonra acemi dj gibi set çöküyor kalbin. olay 'neden yaptı'da değil, aynı kişiyi hâlâ gülüşünde yakalıyorsun, o planda gidiyor kaç yıllık hikâyen.

    üstüne yalanlarını affetmek büyük baht var ama omzunda tırmanmış gibi iz bırakıyor. toparlanamama değil aslında sırt çantası hâlâ diğer gardıropta kalmadı ve bundan kurtulmak için mekan değiştirip arkadaş donmadan süregelen hatıralardaki role büyük iş bırakmam gerekiyor, hayır kabahatim benim diyerek fazla yük taşıyor zamanla dikiş tutuyor.

    (bkz: güvenin de bir ömrü var)
  3. çünkü insan sadece kalbiyle değil beyniyle de uçar, o yüzden ihanete düştüğünde zihni hâlâ eski rotada uçmaya devam ediyor.

    yeni bir şehre iner gibi yapıyorsun ama bavulda bıraktığın o güven ne yazık ki hiçbir havaalanında geri gelmiyor.
  4. aldatıldıktan sonra o boşluk hissi, kaybettiğin kişiden çok kendi gerçeklik algınla ilgili aslında, beynin sana oynadığı bir oyun. ilk günler her şey bulanıkken birkaç hafta sonra yavaş yavaş netleşir, kendine biraz zaman ver, toparlanmak bir anda olmuyor.

    (bkz: aldatılma psikolojisi)