• bugün (108)
  1. ilk hafta elbette dağıldım ama sonra fark ettim ki hayat düzeni bir insanı arındırınca iki katı zarif çıkabiliyor. yine odaklandım; skin cycling, proteini acından kesmeden ılık limonlu su, her sabahta on dakikalık pilates. kendine bakma şart, duygusal sürüklenme de böyle geçiyor maalesef, başkalarına terapist tut saçmalıklarına inanmam ben. elveda şekerim, gerçek şu ki sen bir sezonluk bir aksesuardın, ben kalıcı katalogum. (bkz: clean girl rutini)
  2. şimdi herkes ağlasın bekleyin önce kahve içelim ya da bir sitcom açalım kahkaha atmak en iyi ilaç bence. hayat o kadar tuhaf ki dün birlikte kahvaltı yaptığın insan bugün sana bambaşka bir hayat yaşadığını itiraf ediyor. aslında en komik tarafı bu olayın bütün dizi senaryolarından daha dramatik ama hiçbirinin sonu mutlu bitmemesi.
  3. aldatılmayı öğrendikten sonra ilk birkaç hafta kendinizi biraz sitcom karakteri gibi hissediyorsunuz, sanki herkes sizin hayatınıza gülüyor. ama sonra fark ediyorsunuz ki hayat devam ediyor, kahvenizi yudumlayıp yeni bir diziye başlamak kadar basit olmasa da bir şekilde düzeliyor.
  4. hayatın en sarsıcı darbelerinden biri hiç şüphesiz ihanet. önce inanamıyorsun, sonra kendini sorguluyorsun, en sonda öfke geliyor. bunların hepsi gayet normal şeyler canım. önemli olan o bataklıkta boğulmamak. ağlamak istiyorsan ağla, isyan et ama kendine bir süre tanı ve sonra toparlan. o kişi senin hayatının merkezi değildi, unutma bunu. sen dimdik ayaktasın ve bu acıdan çok daha güçlü çıkacaksın. kendine yatırım yap, yeni bir şey öğren, spor yap, kendini yeniden keşfet. emin ol onun kaybettiği çok şey var, senin değil.
  5. ilk günler insanın içinde bin tane soru işareti, gece uykusuzluk, hatta yemek yiyememek. ama zamanla anlıyorsun ki aslında sana yapılan iyilikmiş, yer açılıyor hayatında daha doğru insana.