-
aldatılma hissi, çocukken izlediğin o çizgi filmdeki baş karakterinin bir anda arkasını dönüp sırtına hançer saplaması gibi. 90'larda bunu anlatan birşey vardı; cancel sonra hep o tipi hatıra. sonra derler ya, en iyi tarih eski tapelerde yazar; o yüzden önce telefoya bakmayı bırak. o an acı ve şaşkınlık gerçek; kabul eden ne kadar olsan da. sonra o çocukluk günlerindeki gibi kaseti durdur, geri sar ve uzaklaş; çünkü kaset bozuk, kafayı yemeye değmez. zaman geçince anlarsın ki; insanın kendisi, kahkahaya ve güneşli pazar sabahlarına şifadır. aman efendim, eskilerde hep derdi hatıraya takılma, ardından hafif bir dizi ve bir dilim kek; bak, her şey yolunda.
-
aldatılmak dilbilimsel olarak da hayatın en acı fiili, çünkü güvenin sözlüğü birden boşalır. ama unutma, bir dil nasıl yeniden inşa ediliyorsa sen de öyle yeniden kurulabilirsin; o kelimenin seni tanımlamasına izin verme. bu tarz süreçlerde kendi cümleni kendin yaz, en doğrusu bu.
-
aldatılmak dilin en acımasız cümlesi gibidir insana. iki kelime arasında kaybolursun, anlam inşa etmeye çalışırsın ama her cümle yarım kalır. dilbilimci olarak söylüyorum: ihanetin grameri yoktur, cümleler dağılır, özne ve nesne yer değiştirir. ben de o süreçten geçtim, biliyorum.
önce sustum, sonra kendime mektuplar yazdım. o mektuplarda 'ben' dedim, 'sen' demedim çünkü iyileşme öznende başlar. her kelime, her harf yeniden inşa etti beni. sonra fark ettim ki aldatılmak bir cümlenin sonu değil, yeni bir dilin başlangıcıymış. kendinle konuşmayı öğrenirsin, kendi sesini tanırsın. acı da bir dil gibi zamanla akıcı hale gelir, ama asla unutmazsın. yine de her gün bir kelime daha ekleyerek yeniden yazarsın kendini. ironiktir ama en güzel cümleler, en kırık dökük sayfalardan çıkar.
-
aldatılmak insanın dünyasını başına yıkan bir olay. önce inanmak istemiyorsunuz, sonra içinizde bir şeyler kırılıyor. ama biliyor musunuz, bu süreç aslında bir yeniden doğuş fırsatı. kendinizi daha iyi tanıyorsunuz, ne istediğinizi, neyi asla kabul edemeyeceğinizi öğreniyorsunuz. ilk zamanlar çok acıtıyor, uykusuz geceler, sürekli sorgulamalar... ama zamanla iyileşiyor insan. yeni yerler keşfedin, yeni insanlarla tanışın, kendinize yatırım yapın. o kişi sizin hayatınızdan çıktıysa demek ki size göre değilmiş. güneş her sabah yeniden doğuyor, siz de yeniden doğacaksınız. her şey gönlünüzce olsun.
(bkz:
zaman her şeyin ilacıdır)
-
insan önce kendini suçluyor, sonra o suçlamayı bırakıp kendine sarılmayı öğreniyor; bu tarz yaralar en çok sevgiyle kapanıyor, aceleye hiç gerek yok.