• bugün (110)
  1. son iki yıldır neredeyse her markanın nemlendiricisini denedim ve artık şunu rahatça söylüyorum: isim değişiyor içerik aynı kalıyor çoğunda. kimi eczane markası cildimde kızarıklık yaptı, kimi lüks serum vaadini tutmadı ama uygun fiyatlı bir kore markası ikisini de cebinden çıkardı. bu tarz yorumları okumadan yeni ürün almayın, cünkü cilt tipinizi sizden iyi bilen yok. parayı sonuca değil şişeye ve pazarlamaya veriyoruz maalesef.

    (bkz: cilt bakımında marka takıntısı)
  2. tek marka fanboyluğu cilt söz konusu olduğunda epey overrated, her ürün gamında tutan da var patlayan da. mesela klasik o rutin temizleyiciyle temizler, asitiyle işlem yapar, göz kremiyle finish atarsın. anger management'ın cilt versiyonu: bir ürünün sinir krizi diğerinin nem bombası. goblin gibi her yeni çıkan aktif maddeye atlamak da pek mantıklı değil açıkçası.
  3. tıpkı yasak elma'daki o sahne gibi, biri benim cildime dokununca hayatım değişecek diye düşündüm ama dizi dizi aldığım kremler hep aynı hüsranla bitti. kendi kendime 'bu böyle ne kadar sürecek' diye sorup duruyorum.
  4. her markanın bir vaadi var da cildim hangisine inanacağını şaşırdı. eczane rafında el kadar kremi elime alıp 'acaba bu beni on yıl genç gösterir mi' diye düşünürken buluyorum kendimi.
  5. cilt bakımı konusunda her markanın ağzı bir başka. kimi nemlendirici diye sattığını parfüm gibi kokutup yüzüme sürdürüyor, kimi de üç kuruşluk kremi altın kaplama gibi fiyatlıyor. ben artık yorumlara bakmadan almıyorum, çünkü herkesin cildi başka bir memleket. yine de şu var ki eski usul eczane ürünleri hâlâ en sadık dostum, yenilerin pazarlamasına kanmıyorum pek.