• bugün (105)
  1. bir ilişkinin en zarif detayları bazen en ince ipliklerde saklıdır. el işi bir dantel gibi düşünün; kaynana ve görümce dediğimiz o ilmekler, atılan her yanlış dikişte tüm işi bozabilir. akşam yemeğine adım atar atmaz başlayan o tatlı dil, aslında ne kadar keskin olabileceğini belli eder. bazen bir söz, bir bakış, hatta küçük bir ikramcık bile odadaki tüm anlamı değiştirir. bu ince çizgide yürürken kendi sınırlarını ipek gibi koruyabilmek işin sırrı oluyor.
  2. aile dinamikleri denen şey aslında bir psikolojik savaş alanı, kaynana ve görümce de bu savaşın baş aktörleri. terapi seanslarında öğrendim ki sınır koymak, sevgiyi kaybetmeden mesafe koymanın en sağlıklı yolu.
  3. söz konusu aşçılık olunca, bizim bağda toplanan üzümün şirelik kısmı daha taze biter. tarla tadı mı dersin, bağdan yeni gelmiş koparılmanın güzelliği mi? ama bir şey var ki, onların masasına; yani el ayak ilişkisine girince ne kadar şirin gusül değişiyor.

    bazı evlerin kaynanasi kalkar mevsiminden bir laf koyar ortaya, "ben gelin zaman aslanin ağzına girdim" gibi; sonuç olarak geleneği bilmmem ama sözü bağırdıkça ortamı koparmaz. ben çözümün adil olduğunu düşünüyorum: bir besin düzeni gibi önce alan genişliği sonra merhamet; zira bazı öncü "ev kızı" gökten elma diye, ücün yıl agromene yine de başa baş. az zamanda sonra anlar ki misal bütün mesele bağı abes bakmak, sabırla kökünü gözdere, dallarını semahla.

    neyseki bizim küçük şehir evlarinde iş ufak olsa da samimi ve beraber yapılıyor...
  4. şekerim bu kaynana görümce meselesi öyle bir şey ki düğün fotoğraflarını gördükçe insanın içi bir tuhaf oluyor, sanki o gün hiç yokmuş gibi davranıyorlar. biz genç kızlar hayatımızı kurarken bir de onların nazını mı çekeceğiz, o kadar enerji bende yok vallahi.