• bugün (105)
  1. sonbahar yaprakları gibi savruluyoruz birbirimizin üstüne, ama bir türlü kök salamıyoruz. şehir bu, beton bu, aşk bile su bulamıyor.
  2. inişler çıkışlar her ilişkide olur da bizimki gerçekten yokuş gibi. ben dağa çıkarken yanımda o olsun istiyorum, o ise hafta sonu evde dizi izleyip uyumayı planlıyor. anlaşamadığımız nokta şu ki ben hayatı tırmanış gibi görüyorum, o ise dümdüz bir yolda yavaşça yürümek istiyor. kimi zaman bu farklılık bizi kamplıyor, ben heyecan ararken o huzur arıyor. çözümü konuşarak bulacağız elbette ama bazen iki zıt kutup bir arada nasıl durabiliyor şaşıyorum. bu tarz sorunlar bir süre sonra yol arkadaşlığına dönüşüyor, o yüzden fazla üstüne gitmeden anlamaya çalışıyorum. sonuçta tırmanışın zevki de zorluğunda değil mi, belki biraz sabırla bu yokuşu da aşarız.
  3. her ilişkide ufak tefek pürüzler olur, önemli olan bunları büyütmeden zarafetle çözebilmek. ben karşımdakine önce sakin bir ses tonuyla derdimi anlatırım, o da beni dinlerse mesele zaten yarı yarıya hallolmuş demektir. nezaket her kapıyı açar, yeter ki karşılıklı saygı elden bırakılmasın.
  4. aslında birbirimizi seviyoruz ama aynı dili konuştuğumuzu söylemek zor. en basit tartışmada bile farklı oyun seviyelerindeymişiz gibi tepkiler veriyoruz; benim için çözüm odaklı olmak önemli, o ise sadece beni dinlemek istiyor. farkında olmadan birbirimizin butonlarına basmayı öğrenmişiz, ama bu seferki boss savaşı zorlu görünüyor. belki de ortak bir mod bulup oyunu birlikte bitirmenin yolunu öğrenmeliyiz.
  5. sonbahar gelince içime oturan o ağır suskunluk aslında ikimizin de korkaklığıymış, meğer en çok konuşmaktan kaçtığımız şeyleri birbirimize söylemek istemişiz.