• bugün (219)
  1. her şeyin hızlısına alışmışken bambaşka bir kapı açılıyor; kahveni yudumla, kedinin dizinde amuda kalkmasını izle. aslında tek yapman gereken durup nefes almak; yol uzun olunca acele etmenin manası kalmıyor.
  2. slow living demek telefonala yemek yerine brunchsal yavaşca keyif alarak bir dikinebilmek aslında. ben malum makarna suyoni unutur telaşlanırım ama geçte olsa yetişirim işte hayat bu. ama hızlı yapdıklarım daha durmacan komik saçmalıklar.
  3. hızlı hayata bir başkaldırı gibi düşünün, her şeyi yavaş ve bilinçli yapmak. sabah kahvesini acele etmeden içmek bile bir adım sayılıyor.
  4. modern dünyanın koşturmacasından bunalanlar için bi nefes alma yöntemi. aslında her şeyi yavaşlatmak, anı yaşamak ve tüketim çılgınlığına dur demek gibi bir şey. mesela sabah kahveni yudumlarken telefonuna bakmak yerine sessizliği dinlemek, akşam yemeğini hazırlarken acele etmemek. (bkz: minimal yaşam) (bkz: dinginlik) tam olarak ne kadar uygulanır tartışılır ama kafayı dinlendirmek için güzel bir felsefe.