-
insanların sizi yargıladığını düşünmek yerine onların da sizin kadar tedirgin olduğunu hatırlayınca işler değişiyor. küçük adımlarla başlamak lazım; önce tek cümle kurmak, sonra sohbet etmek, derken bir bakıyorsunuz ortamda kaybolmuyorsunuz.
-
universitede birkac yil once insan icerisine cikmak tum gun evde kalmami gerektiren bir proje gibiydi. ders arasinda birine laf atamaz, siniftayken bile sesim titrerdi. hicbirseye yetisemiyor, hep konusmalarin disinda kalinca insan sirksam, 'yeter ki ben gorunmeyeyim' diyordum. bu tarz bakınız iyilesme zamani kendiligin icinden yasar. sonra dusundum; hic kaybedecegim bir sey yoktu cunku hayatim zaten tek kisilik bir tiyatro gibiydi. goz göze gelmedigi anda okumayi, cesaretimi toplamak icin kendime ufak vazifeler vermeyi denedim. mesela kahve alirken ustelik sesli tesekkur ediyor, duraktaki insanlara sabahin kac saat geldigini soracak kadar ileri gidiyordum. ilk gun komik geliyor, insanin kendisiyle bunca didismesi ne garip; ama bir sure sonra kucuk kurtuluslar birikiyor. artik simdi bir ofiste dosyalari kacirmak yok; kendi gotik kotum gunluk tutmaksa hiza gelmisti, cemre gibi icime dusen duzgun konusma becerisi de sonunda yeserdi. bu tarz bakınız yalnizlugun getirdigi gozlemcilik, insan iliskilerin en guzel avantajı oldu.
-
sosyal fobi kişinin içine kapanması değil, dışarı çıktığında herkesin onu yargıladığını düşünmesidir; bunu ilaç kadar iyi bilirim çünkü eczanede her gün bu dertten muzdarip insanlar görüyorum. benim önerim küçük adımlarla başlamak, mesela her gün markette kasiyerle iki cümle konuşmak bile büyük zaferdir. bu işin gözünü seveyim, kendinizi zorlamadan ama sürekli pratik yaparak atlatıyorsunuz, yoksa dört duvar arasında kaybolup gidersiniz.
-
sosyal fobi pembe bir misafirlik gibi, geldi mi hiçbir makyaj yüzü kurtarmıyor şekerim, nazar boncuğu gibi de gitsin diyince kalıyor. ama bir bakım olayı bu, botoks misali önce korkuyorsun, sonra her şey gerilip pürüzsüzleşiveriyor; küçük adımlarla mekanları ziyaret etmeyi denedim, birkaç parlatıcı gibi sıcak samimi oldum.