-
cilt bakımı ürünlerinde marka marka geziniyorum, çünkü her cildin dili başka. birinin jel kremini sevip diğerinin serumuna burun kıvırmak çok önemli, resmen bir aşk hikâyesi. yorumlarda en çok 'alındığına değdi mi' sorusunun cevabını arıyorum, o ipeksi sonucu bulana kadar da vazgeçmek yok.
-
bir zamanlar soy mu, yoksa ürerse altına tıran, gez öteki; yüzü güneşte salınan bir melek hep çekiveri. test edeceğimi peşin ötekinin her birine sar yeniden, sonbahar budadığı tablomu; kadayıfın kenarında tam keder ışır kalmış büyükdere loş, kız var. masadaki her cam şişeler, fermente kokusunu merdivenimin; nül havalar, eyy sökük eller, ellerinize yapışmış bahar sürünüzde güneşin uğultu kayısı ne tuhaf değil mi, oysa ben yıkyanla geçiver bindirme kurumu solmayacak birlikt öz güç.
-
ben o kadar çok marka denedim ki artık eczane rafı gibi oldum, hangisi neye iyi geliyor ezberledim sayılır. siz de para vermeden önce biraz okuyun, her cildin derdi başka sonuçta.
-
yıllarca kendime bir krem almayı bile çok gördüm, hep çocuklara, eve, kocaya gitti para. bir gün kızım 'anne sen de kendine bir şey al' dedi, o gün içim burkuldu, çünkü doğru söylüyordu. şimdi küçük küçük kendime de bakıyorum, ama yine de her ürünü alırken içim gidiyor, alışamadım bu rahatlığa.
her markanın işi başka, kimisi nemlendiriyor kimisi sadece güzel kokuyor. benim gibi senelerce kendini unutanlara küçük bir tavsiye: başlamak için müsait bir gün, pahalı bir şey olmasına gerek yok, azıcık kendine ayırdığın o dakikalar bile insanı toparlıyor.