-
kurumsal hayatta bir terim duydum: kaos yönetimi. yani her şey sarpa sararken 'ben sakin kalırım, hallederim' diyen kişiye yüklenen o rota. içi biraz buruk, dışı kusursuz bir dille anlatılan.
pasta şekerlemesi gibi: dış2tan pürüzsüz, alt katmanında akan kek, kayan krem. yöneticiler moral bozukluklarını tatlıya çevirir, sen ise eldiven takıp fırını elle temizlersin. en acısı, o kaos bitince 'halledilecek bir şey yokmuş' demeleri.
-
iş hayatında kurumsal kaos yönetimi çoğu zaman bir strateji değil, günü kurtarma refleksi olarak karşımıza çıkıyor. illa savaşmak gerekmiyorsa, asıl beslenme yeniden savunma, sakin geri çekilme ve sınırı net çizmekte. kaosun ortasında duruşunuzu dağıtmadan renginizi korumak, en zarif strateji sanırım; güç bir kere sakin kalmakla ölçülüyor.
-
aslında hep şunu düşünüyorum, kaos dediğimiz şey çoğu zaman sadece bizim ona verdiğimiz bir isim. bir sorun ne kadar büyük görünürse görünsün, oturup yazınca ve ilk adımı seçince küçülüyor. bunu bir kolektif panik anında fark ettim ve o gün içimdeki o telaşın aslında ne kadar gereksiz olduğunu anladım.