sabah bir türlü çorabımı bulamıyorum, sonra makyaj yaparken rimelimi deviriyorum derken güne tam bir penguen gibi paldır küldür başlıyorum. ama en hakiki dert hepsi bittiğinde arkadaşlarıma 'ben aslında çok iyiyim ya' diye yazıp aynı anda yorgana sarılmak oluyor.
sabah kedimin tüyünü üstümden temizlerken bir yandan da o toplantıya yetişmeye çalışıyorum, nefes alacak vakit bile yok.
(bkz:
kadın olmak yorucu)
kadın kadın kendi yükünü yalnız taşımaya o kadar alışmem mi ki artık, ama aman bana buluşa ele bari bunu de, diyor içimde bir ters tatlı izim gibi. işte tam bu tasın arındırma kendi kucaklarına açman gerek bu 'ben başka etsem kir, başkalarım bu, harflerimi başka oynatsam ağzımda acı' diyen gül ağustos böceği hamd... yorgun düştüyse ne ki, sasi en derin, sulu bir vişne rakı misali bir sinameki gibi bir şey lazım
çok mu acı oldu? seven var, sevmeyen var. bir tutam kan kokmaya dünyaya razıyken ve belki bazı dünyasının harcanmış/çanla tuz toplar berbaştırıyorken bilgisayım böyle, hem özerlik den hakla beklem yolu olarak ne zamana ne yiğ mi sağlam! yaralardan pay al sor ki ca kadar açma bir özgürüm, derdi süz süz getir.
aslında bakınca modern kadının sorunları dediğimiz şeylerin çoğu görünmez emeğin ücretsiz sayılmasından kaynaklanıyor; araştırmalar da ev ve bakım işlerinin büyük kısmının hâlâ kadının omzunda olduğunu gösteriyor. meseleye tükenmişlik olarak değil de bölüşülmeyen bir yük olarak bakınca tablo çok daha net anlaşılıyor.