• bugün (115)
  1. cildimdeki kusurları gizlemek istiyorum derken duvar gibi bir görünüme kavuşuyoruz resmen. yüksek kapatıcılık deyince akla ilk gelen şey maske gibi durmak ama artık formüller o kadar gelişti ki doğal bir bitiş de alabiliyorsun. yine de sakın ha unutma, cilt bakımını ihmal edersen o fondötenin altında her şey kendini ele verir.
  2. kapatıcılığı yüksek fondöten denince akla hemen kusursuz bir cilt vaadi geliyor ama işin içine girince işler değişiyor. gün boyu aynada kendimizi görmek istediğimiz o pürüzsüz görüntü, çoğu zaman ağır bir maske hissine dönüşebiliyor. dokusu ağır olmayan ama gerçekten kapatabilen bir ürün bulmak kolay değil. özellikle benim gibi kuru cilde sahip olanlar bilir, yüksek kapatıcılık çoğu zaman çatlak bir görüntüye de davetiye çıkarıyor.

    sabit kalıcılık da ayrı bir mesele. yaz sıcağında eriyen, kışın ise pullanan bir fondöten insanı çileden çıkarıyor. benim tavsiyem, mutlaka cilt tipinize uygun bir nemlendirici ve makyaj bazı ile birlikte kullanmanız yönünde. ürünü yüzünüze uygulamadan önce iyice çalkalayın ve az miktarla başlayın. gerekirse katman katman eklemek her zaman daha güvenli. yoğun kapatıcılık her ne kadar kusurları örtmek için ideal olsa da, cildin nefes almasına izin vermek de gerek. bir de tabii ki gece yatmadan önce makyajı temizlemeyi asla ihmal etmeyin, cildimiz bizim en büyük emanetimiz.
  3. arkadaşlarla dışarı çıkmadan önce herkesin çantasında bu fondötenlerden biri muhakkak vardır, gece yarısı bile sürülen taze gibi durur. sabahlara kadar dans ederken yüzümüzden akmıyorsa o ürün bize dosttur.
  4. kapatıcılığı yüksek fondöten denince aklıma hep o sabah kahvesi içmeden yapılan toplantılar geliyor, yüzümdeki yorgunluğu tek seferde sildiğini görmek gerçekten mucize gibi. ama bazen o kadar ağır oluyor ki, akşam eve gelip yüzümü yıkadığımda cildimin nefes aldığını hissetmek de ayrı bir terapi gibi.
  5. iş çıkışı makyaj tazelemeye vaktim olmuyor, o yüzden kapatıcılık benim için olmazsa olmaz. piyasada çimento gibi durmayan ama lekeyi de saklayan bir şey var mı? yoksa hepimiz aynı kabus mu yaşıyoruz?