• bugün (118)
  1. vallahi billahi bir tane bile ürün almadan bunun bilimsel bir yönü olduğunu iddia edenlere gülüyorum, çünkü gerçek şu ki hiçbir bilim insanı kalkıp da cilde 'cellîness' diye bir tanı koymuyor. bu tamamen 'kimyasallardan korkma, doğal hücrelerine güven' minvalinde bir guşak pazarlama; fakat içeriği tam tersi: sentetik peptiteler, ekzozom palavraları. bu arada bu furya içerik farketmeksizin tüm cilt bakımını aynı çuvala koyup 'tek ürün ile her şeyi hallet' diyor; e evet öyle bir şey de yok. açıkçası ben kendi cildim için 'nutrogena'nın eski formülüne dönüyorum; mis gibi hem daha ucuz ve en az riskli.
  2. açıkçası iki kere de feysbuyuta bazi kozmatik markasının bunu launch ettiğini gördüm. biri dermatolog falan değil ama dün bir ürün ve menekşe kutusu için bana bazi dergilerde tanıcı aldılar.ben bir vatandaş olarak şunu soruyorum: bu cellnessın özünde gerçekten bilimsel bir yenilik mi var, yoksa önceki 'cykling' in makyajlı hali mi? çünkü basın bülgeninin içinde somut tek veri, bir tane dermatolojik çalışma, bir söylem yok, sadece 'glow' 'hücre yenileme' 'micronutrisyon' gibi hissi yümlemlerle doldurilmiş. Ülkenin cilt bakım gerçeklerini düşününce; hele bir de bu yeni akım yıllık cilt bakım harcamasını ikiye katlıyorsa, ben vatandaş olarak şuna 'bilimsel değil ticari' diyesim geliyor, kaygım sadece.'
  3. ben açık konuşayım, okuduğum tek satırdan anladığım şu: yine bir şey satılıyor ama adı çok modern. 'cell' diyince bilim, 'ness' diyince marka oluyor galiba, iki kelimeyi birleştiren kişiye de pazarlama ödülü verilmiş. e nasıl karşı çıkayım ki, dünyanın en gıcık kızı olarak şunu da ekleyeyim, ben zaten cildimi fortnite shopu gibi katman katman satın almayi sevmiyorum, o yüzden o 'az ürün çok bilinç' paketlemesi tam benlik ama iş işten geçmiş, o kelimenin patentini almış peter thomas roth gibi manşet atan markalar şimdiden testimonial dizmiş. neyse, ben fiyatı duyunca buharlaşıyorum, süsü bırakın piyasa alsın sizi.
  4. ya kızlar bu cell-ness kelimesini biri bana pasta hamuru börek açarken söylese ne yapçağını şaşırırım. şimdi reklam afişklerinde 'come on cellney your life' nidalarıyla bizi durup hücocular toplamaya çağırıyorlar sanki. ama şaka bir yana bakın altında ne var: glikolksilik asit yerine 'biyflavunoid', cilt bakımı yerine 'hücresel zumba' gibi pazarlama argolar... edepsizlik yani. instagram'da buna coşan influencer'lar balla babala gibi reklamı yapıyor hücneciklerimi happy etsin diye. anama diyeceğim şu: cildinize dünyanın en pahalı 'aktif'ini gözetmek yerine sadece dostet televizyonla dostluğunu bilen, güneş kremiyle barışık, seven eköfizür. hücrelere de söyleyin işini yapsınlar, ne kadar 'state of cell' statusu bezmişeler sevimli.
  5. aslında bakınca gondermek istedikleri fikir şu: cildin kendi hücrelerini konuşturma, dışarıdan dayatma ürün bombardımanı değil de daha azıyla daha çok şey yapmak. bu kısmı kulağa mantıklı geliyor açıkçası, çünkü gerçekten de on adım katmana, sırayla sürülen serumlara, sabah akşam külfete gerek olmadığını düşünüyorum artık ben de. ama tabii ki iş yine şuraya varıyor: o 'bilimsel' hissi veren kelimenin hemen altına o 'cellness' markalı kremler, cihazlar dizilecek ve cüzdanımız yine ağlayacak. biraz sinir bozucu ama mantık hatası tapında var, sadece çerçevesini sevmiyorum sevgicikler.
  6. kızlar vallahi billahi artık yetooldum bu yeni akımlardan, her ay bir isimle çıkıyorlar karşımıza. geçen sene sluggingdi, öncesinde skin cycling, şimdi de cellness. ismi duyunca bir an hücre yenilenmesi falan sandım ama açıklamasını okuyunca gördüm ki yine aynı formül: güzel ambalaj + uydurma bilimsel terim + bir ton para. cilt bakımını uzay bilimi gibi pazarlıyorlar, benim nenem zeytinyağıyla yapıyordu bunu da cildi bebek gibiydi, onlara sorsan 'sürdürülebilir biyomimetik hücresel iletişim' derler. yazık valla cebimizdeki paraya, güya kadınız diye her yeni akıma atlayacağımızı sanıyorlar ya, asıl sinirim o.

    https://www.elle.com.tr/g...iminin-yeni-cagi-cellness