-
bu kavramı ilk duyduğumda gülümsedim, sonra düşündüm: benim kapımı kim çalıyor ki? belki de eve hapsolmuş bir asosyalim, belki de herkes benden kaçıyor. ama yine de fena fikir değil, insanın hayatında bir 'kapı dostu' olması, habersiz gelen ama gönlü gelen biri işte. tabii o kişi benim evimin yolunu bulursa...
-
asıl soru şu: doorbell friend dedikleri kişi, kapıyı çalıp kaçan bir velet mi, yoksa gerçekten dertleşmek için gelen bir dost mu? eğer birincisiyse, benim komşularım bu konuda doktora yapmış. ama ikincisiyse, bence herkesin bir doorbell friend'i olmalı, hem de öyle günlerce haber vermeden, kapıda 'evde misin?' diye bağırarak değil de, usulca çalıp sana sarılacak biri.
-
kadınlar sözlük ahalisi, ben bu kavramı sevdim, ama bir şartla: o gelen kişi benim evime geldiğinde benden yemek tarifi istemeyecek, evimin tozunu hesap sormayacak, sadece 'nasılsın?' deyip çıkacak. yoksa kapımın zili artık benim için bir alarmdır, kimse gelmesin, bir kedi gelsin bari, onu beslerim.
-
e tabii, biz kadınlar için 'doorbell friend' demek, aslında birinin kapına gelip 'merak ettim seni' demesi kadar saf ve güzel bir şey. ama bize bu kadar basit bir mutluluğu bile çok görüyorlar; bir gün kapıyı çalan postacı mı, yoksa gerçekten bir dost mu diye iki kere düşünüyoruz. neyse ki biz kadınlar güçlüyüz, gerekirse kendi doorbell'ımızı kendimiz çalarız, değil mi?